30 Nisan 2007 Pazartesi

?

Yıllardır ben konuşur dururum da sana sormayı unuttum:

Söylesene hayat, sen ne istiyorsun benden?

27 Nisan 2007 Cuma

Seyirlik

Bu hafta Can'la kendi sinema (ev sineması) günlerimizi yaşıyoruz.

Önce "Sudaki Kız"ı izledik.
Shyamalan'ın daha sonra yaptığı hiç bir filmi 6. His'in yarattığı etkiyi yaratmasa da masalımsı, keyifle izlenen bir filmdi. Gerçi sanırım artık sürekli şaşırtmaya çalışılan filmlerden sıkıldım. Zaten şaşırtılmayı beklediğiniz için bir esprisi de yok gibi. Yine de Can film boyunca yaptığı tahminlerle beni çok eğlendirdi :)

İkinci gün "Beyaz Ejder" vardı sırada. Kafa dağıtıp eğlenmek için güzeldi. En son bu tarz Kung Fu Sokağını seyredip çok gülmüştük. Bu da bir iki uçuk espriyi saymazsak onun kadar hoştu. Aslında biraz Beyaz Dizi havasındaydı bile diyebilirim :)

Dün akşam da uzun zamandır seyretmek istediğim "Kayıp Nişanlı"yı izledik. Film çok güzeldi. Görüntüler de harikaydı.(Şuradan bakabilirsiniz)
Sabah zor kalksam da buna değdi :)

Not: Afişlere tıklarsanız filmlerle ilgili daha çok bilgi bulabilirsiniz.

Not2: Günaydın :)

26 Nisan 2007 Perşembe

Bayram

Geçen gün yükleyemediğim fotoğrafları merakla beklediğinizi bildiğimden hemen bu eksiği gideriyorum :)
Günaydın herkese.
Bu gösterilerden bir kesit.Bu da yerinde duramayan Bilgehan :)
Bizimkiler ciddiyetle uçurtma işindeler. (Bu arada babanın hışırı çıkmakta o ayrı :)

En soldaki afacan bizimkisi :)


Ne yazık ki yanıma büyük fotoğraf makinamı almamışım, oysa gökyüzü uçurtmayla kaplıydı rengârenk.

25 Nisan 2007 Çarşamba


İyi ki doğdun Emel .
Nice güzel yıllara.
(Yarencim, annen koşuşturmalarda belki fark etmez, sen ona gösterirsin artık :)

Temizlik


Ne varsa iç bunaltan, can sıkan, süpürün gitsin :)

Günaydın.

Ferah, pırıl pırıl bir güne açılsın sabahımız...

24 Nisan 2007 Salı

Bayram

Aslında biz bayramı bir gün önce kutladık. İlk olarak ailece Asteriks e gittik. Filmin en önemli özelliği, ilk defa iki kardeşin de gitmek istediği film olmasıydı. Bu fırsatı keçırmadan hep beraber gidelim diye düşündük.

Ardından aldığımız yiyeceklerle Bostanlı sahiline ulaştık. Bir yandan piknik yapıp bir yandan uçurtma uçurmaya çalıştık. Normalde Can koskocaman uçurtma yapmayı sever. Hatta bir keresinde öyle uçurmuştu ki ipini toplayıp yere indirmesi iki saati bulmuştu. Ben küçükken yaptığımız şeytan uçurtmalarını daha çok severim. Uzayda bir noktayı görmeyi çalışmaktansa yakındakini uçurmaya çalışmak daha eğlenceli gelir hep. Bu sefer hazır bir uçurtma almıştık. Gökyüzündeki yüz küsür uçurtmaya inat bizimkisi serseri mayın gibi dolanıp hepimizi güldürdü :D

Şansımıza oturduğumuz yerin yanında gösteriler başladı. Bilgehan'ın dayanma sınırı boyunca 3 yabancı topluluğun gösterilerini izleme fırsatı bulduk. Zaten ikinciden itibaren bizimkisi de attı kendisini sahneye. Eh ne yapalım, onun bayramı :)

Akşam eve vardığımızda tuş olmuştum artık:)

Dün mü? Evde sakin bir gündü. Yalnız bayram diye jelibonlu şeker yemesine izin verdiğim çocuklar için biraz şeker bayramı havasına ulaştıysak da, olsun, çocuk bayramında da şeker olmazsa ne zaman olacak?

Not: Bu yazı fotoğraflarla süslenecekti amma velâkin makina Can'da kalmış. Fotoğraflar sonra gelir artık.
Not2: Yok böyle bir not , diğeri yalnız kalmasın diye yazıyorum:)

23 Nisan 2007 Pazartesi

23 Nisan




Hepimizin içinde küçük bir çocuk varsa.

Hâlâ umut var demektir.


Bayramımız kutlu olsun.

20 Nisan 2007 Cuma

yonca

üzgün
kırgın dargın
kapana kısılmış gibi
hissettiğim bir günümde
gözüme ilişti pembe çiçeklerin
duvarın üzerinde
sen
iki taşın arasında
daracık yerden
meydan okurken herkese
benim ne bahanem olabilir
bu
alabildiğine genişlikte....

Halide Karamahmutoğlu
Pervaneler

Bu sabah annemin güzel şiiri ile günaydın demek istedim :)

Günaydın herkese :)

18 Nisan 2007 Çarşamba

Fotoğraf


Ne dersin, biz hâlâ fotoğraftaki kızlar mıyız? Yoksa farklı mıyız? İçimizde küçük bir parça mı saklı onlardan? Yoksa küçük bir parçası mı değişmiş sadece?

İlk adımı birlikte attık yaşamaya. Neler umduk, nerelere geldik.

Biriniz bile olmasa nasıl olur hayat bilmiyorum. Uzaklarda olsak da, görüşemesek, konuşamasak, kendi koşuşturmalarımızda kaybolsak da bir yerlerde olduğunuzu bilmek güzel. Telefonumda haftaya oradayım buluşalım mesajı görmek güzel. Ben geldim,hadi kızlar gelin diyebilmek güzel. Hâlâ telefonu kapatamadan saatlerce kıkırdayabilmek güzel. Sadece Handan olmak güzel. Çünkü dünya bir nebula halindeyken, kimsenin annesi, eşi, şefi, yardımcısı değilken, merkezde bir tek biz vardık :)

17 Nisan 2007 Salı

.


Toprağın üzerine düşen gölgeyiz sadece.