31 Ocak 2006 Salı

Dönüş

Korkunun ecele faydası yok yarın sabah iki afacanımla o otobüse bineceğim. Onları fazla ciyaklatmadan, ben fazla bağrışmadan, çevremizdekileri rahatsız etmeden, otobüsten yolun ortasında indirilmeden, kendimden geçmeden, çıldırmadan, yolculardan yedi ceddime iyi dilekler sunulmadan İzmir'e varabilirsem, nirvanaya ulaşmış olacağım diye düşünüyorum.

Orada yeniden buluşmak ümidiyle :)

Walkmanimi takıp pencereden dışarıyı seyrederek benim çocuklarım değillermiş gibi yapsam mı acaba?

Tamam Tamam

Aslında yazıyı yazarken başıma gelecekleri tahmin etmiştim. Hatta bir kişinin yazacağı ikiden fazla yorumu kabul etmiyorum diye ekleyecektim sonuna. Sonra dedim ki Handan, kim abartır o kadar?

Ama yanılmışım, şurada bir hafta tatil yapayım dedim ama blog elden gidiyor. Hani sırf bu yüzden dönmem gerek. Çağlar, tamam, yuvana dön, geldim ben :)

Bir başka yüz daha var ki, o da telefonda nazikçe (!!!) fikirlerini sundu. Hayır aynı il sınırları içindeyim de hâlâ , can güvenliğim açısından mecburen yazmam gerek. Daisy, ya tamam sana sorumlulukların var dedikten kötü bir zamanlama oldu ama hani sen de arayıp fırça çekme keyfini yaşa diye kendimi feda ettim.

Hasan, blog kapatma konusunun pîri, valla naçizane küçük bir ara verme denemem oldu ama 21 tane olmadan dönüyorum işte. (İstersen say bak, ortak çarpan parantezine alındığında etmiyor o kadar)

Valla Passive haklı çıktın, inanamıyorum bir gün mola veremedim ya .

Le Jardin, güya ara verdim, ben bişi anlamadım bu işten onun için saymıyorum, ara verme hakkım bende saklı kalsın yine.

Ece teşekkür ederim.

Katre merak etmeme gerek kalmadan yüz geçildi zaten, ne diyeyim, hazır susmaya niyetlenmişken bu şansı kaybediyorsunuz, benden günah gitti :)

Joone , valla parti gibi olmuş, ben katılamadım, çatladım. Bi daha giderken evin kapısını kilitlemeyi düşünüyorum :)

unfortunately yok yok naz yapmıyorum ama en azında iki gün mola veririm zannetmiştim, yazacak birşey ayarlayamadım.

Tuğçe, gördüğün gibi ben ve küçük cümlelerim gene buradayız. Eve dönünce fotoroman yapacağım gerçi, tatil başından bu yana 400 fotoğraf oldu neredeyse.

Nazenim aslında bloğum açıktı sadece blogcudan link verilmiyordu, küçük bir hileyle yeniden linkime kavuştum (hişşt kimse duymasın) , zamanlaman kötü olmuş, evde yoktum, birşey ikram edemedim, ama hoşgeldin, bir dahaki sefere daha iyi ağırlarım artık.

Aslı, geldim geldim, tamam, iki gün susturmadınız adamı, tı tı tı :)

Firefly2, gördüğün gibi iki nefes alamadım :)

Beriş canım, yerim o Ata bebeği ben, az kaldı, iki gün sonra oradayım :)

Nilüfer, geçmiş olsun, ne işin var senin bilgisayar başında bakiim, hadi yatağa , marş marş...

Myılmaz, hoşgeldin, karışık bir anıma denk düştü, gene beklerim :)

Gün, normal şartlar altında buradaki yorum sayısı 100 sayılmaz ama tuttum sözümü yine de :)

Demek ki ne imiş, susacaksam sessiz sedasız susacakmışım, öyle ortalığı velveleye vermeyecekmişim, yoksa çağlar gelip bloğumu alırmış elimden.

Şimdi eğer izin verirseniz bugünü eşya toparlamaya ayıracağım, yarın da yoldayım, naçizane azıcık sesim çıkamayacak.

Hepinize teşekkür ederim.

Gününüz aydın olsun.

29 Ocak 2006 Pazar

Es

İçimdeki sözcükler hoşuma gitmedi, bir müddet sus hakkımı kullanmak istiyorum .

Söz, yorum sayısı yüzü aştığında döneceğim :)

Anlık

Uzun uzun zamanlar bekliyoruz ama herşey bir anda değişiyor.

27 Ocak 2006 Cuma

Dikkaaattt!!!

Evet evet ben kendimi kar keyfine verdim. İstanbul'a gömüldüm. Pek fazla sesim çıkmıyor ama herkes sibirya soğuklarında dondu mu?

Gelen sağdan saysın !

Bu bir tatbikat değildir, çok ciddiyim !

Yazının üzerine tıklarsanız Suat TEKİN'in diğer çalışmalarına ulaşabilirsiniz.

26 Ocak 2006 Perşembe

Hâlâ Yaşarken...

"Ama ya bir mezar taşı yazısı seçmem gerekirse? Şunların yazılmasını isterdim:

Hâlâ yaşarken öldü

Bu bir açıdan çelişkili gibi görünebilir, ama çalışmayı, yemek yemeyi ve her zamanki sosyal faaliyetlerine katılmayı sürdürseler bile yaşamayı bırakan birçok insan tanıyordum. Herşeyi otomatik yapan, her yeni günle gelen büyülü anları unutan, bir sonraki dakikanın bu gezegende yaşadıkları son dakika olabileceğini asla anlamayan insanlar."

Paulo Coelho
Zâhir

Titrek

Sanki iskâmbil kâğıtlarından yapılmış dünyan.

Üflesem uçacak gibisin...

Düşünce

Küçük bir serçe avuçlarına konan. Sevgisi kendi yüreği kadar. Nedir ki minicik bir serçenin yüreği dersen eğer, cevabını kendinde bulmalısın.

Küçük bir serçe avuçlarına konan. Sevmek için büyük yürekler ister. Hep seninle olsun diye biraz fazla sıkarsan, yaralarsın.

Sevmek nice dengeler gerektiriyor. Seviyorum demekle olmuyor herşey. Herkes kendi sevgisini görmek istiyor. Kendi istediklerini sunuyor karşısındakine. Oysa belki de onu üşüten şeyde sen yanarsın.

Küçük bir serçe avuçlarına konan.

Anlamalısın...