31 Aralık 2005 Cumartesi

Yeni Yıl

"Yeni yılım" diye,
Pek işveli,
Pek kurumlu,
Pek bahtiyarsın...

Unutma ki;
Giden yıldan da
İhtiyarsın.

Halide Karamahmutoğlu
Pervaneler

Dilek


Yılın her hangi bir gecesinden farkı yok belki gerçekten de. Ama geceye farklı anlam yüklemek bizim elimizde.

Yılbaşı gecelerini sevdiklerimle birlikte evde geçirmeyi seviyorum. Dışarlarda, kalabalık ve gürültülü ortamlar benim eğlence anlayışıma uymuyor. Ama çocuklarımla ağaç süslemek, arkadaşlarıma hediyeler alamak, güzel bir sofra, müzik, hele de yılbaşı ile ilgili bir film (Bayılırım böyle filmlere nedense) keyif veriyor.

Evlendiğimden beri ilk defa bu sene misafirimiz yok, evde başbaşa olacağız. Çocuklarımız heyecanla Noel Babayı bekliyorlar. Ben de onların heyecanını gülümseyerek seyrediyorum. Bu gece onlarla uzun uzun oynamayı planlıyoruz. Eminim en keyifli gecelerinden birisini geçirecekler.

Narım hazır. Tam gece yarısı kapının önünde patlatacağım. Yine geceyarısı dışarı çıkacağım ki bol bol seyahat yapayım. Hiç batıl inancım yoktur:)

Yeni yıl durup düşünme imkânı veriyor bize. Bu fırsatı kaçırmayalım.

Bu arada yukarıdaki ağacın hikâyesini anlatayım. İki sene önce Afacan Bilgehan yüzünden ağacımızı eve kurmaya cesaret edemedik ve bahçede süsledik. Tabi bahçedeki ağaç ben kaldırana kadar uzun uzun durdu orada. Bir sabah bu manzara ile karşılaştık. Yani üzerindeki karlar gerçek. Hem de İzmir'de. Hayatta küçük mucizeler , keyif veren detaylar hep var, ne güzel...

Herkese sağlıklı, huzurlu, mutlu, kıpır kıpır, cıvıl cıvıl, rengârenk, heyecanlı, sevgi dolu bir yıl diliyorum. Yeni yılınız kutlu olsun...

Yılın Son Oyunu

myspace

Bugün hediyelerin verildiği, çekilişlerin yapıldığı gün olacak çoğumuz için.

Ben de yılbaşında hediye vermeye bayılırım, oturdum şiirler hazırladım. Hepsi, yazıldı, sıralandı, sizi bekliyor.

Bütün yapmanız gereken, birim, ikiyim diye sağdan saymak (yukarıdan aşağı saymak mı deseydim yoksa) Her sayının şiirini koyacağım ben de bloğuma.

Hadi ama, gelen saysın sırayla....

Hımm, ilk gelene sürpriz şarkı var:)

Not: Şiirler bu yazının altından devam edecek. Gelince aşağılara doğru bakın şiirinizi görmek için.

On Sekiz...

NEFES ALMAK

Nefes almak, içten içe, derin derin,
Taze, ılık, serin,
Duymak havayı bağrında.

Nefes almak, her sabah uyanık.
Ağaran güne penceren açık.
Bir ağaç gölgesinde, bir su kenarında.

Üstünde gökyüzü, ufuklara karşı.
Senin her yer: Caddeler, meydan, çarşı...
Kardeşim, nefes alıyorsun ya!

Koklar gibi maviliği, rüzgârı öper gibi,
Ananın südünü emer gibi,
Kana kana, doya doya...

Nefes almak, kolunda bir sevgili,
Kırlarda, bütün bir pazar tatili.
Bahar, yaz, kış.

Nefes almak, akşam, iş bitince,
Çoluk çocuğunla artık bütün gece,
Nefesin nefeslere karışmış.

Yatakta rahat, unutmuş, uykulu,
Yanında karına uzatıp bir kolu,
Nefes almak.

O dolup boşalan göğse...
Uyumak, sevmek nefes nefese,
Kalkıp adım atmak, tutup ıslık çalmak.

Sürahide, ışıl ışıl, içilecek su.
Deniz kokusu, toprak kokusu, çiçek kokusu.
Yüzüme vuran ışık, kulağıma gelen ses.

Ah, bütün sevdiklerim, her şey, herkes...
Anlıyorum, birbirinden mukaddes,
Alıp verdiğim her nefes.

ZİYA OSMAN SABA

On Yedi...

NEDEN.

neden
hep
boş
bir
bardağa
yüksünmeden
boyun eğer
sürahi?

METİN ALTIOK

On Altı...

KENDİ OLARAK SANA GELEN

Kendi olarak, sana gelen-
sana gereksinimi olmadan, seni isteyen-
sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen-
kendi olmasını, seninle olmaya bağlayan-
O, işte...

Oruç Aruoba

30 Aralık 2005 Cuma

On Beş

AŞK ŞAİRİ

Acılar vardır, bir de çaresizlikler
Ne zaman başladıysa benim öyküm
Yürüdük, kim bilir kaç yıl beraber
Bir yanımda aşk, bir yanımda ölüm
Durup kirlendim yaşadıkça
Aşktı beni yıkayan,
Arıtan su
Dünyamı saran bir uçtan bir uca
Hep o bir gün sevememek korkusu
Ben kalbimi o taşlarda biledim
Bütün pisliklerini yeryüzünun
Kazıdım hançerimle yeniledim
Son dakikasında bile ömrümün
Ben Tanrıdan başka bir şey istemem
Her sevgiye açık olsun pencerem

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

On Dört...

BULUT MU OLSAM

Denizin üstünde ala bulut
yüzünde gümüş gemi
içinde sarı balık
dibinde mavi yosun
kıyıda bir çıplak adam
durmuş düşünür.

Bulut mu olsam,
gemi mi yoksa?
Balık mı olsam,
yosun mu yoksa? ..
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.

NAZIM HİKMET

On Üç...

UYAN

Hadi uyan
Gün ışığı çilemeye başladı başucunda
Denizler bir mavilik edindi günden
Seher yeline uyup kuşlar yerinden uçtu
Bu türküyü dinlemeyecek misin?

Hadi uyan
Aydınlığa çık da çil gözlerin ışısın
İlkyazlar sıcağı biriksin yüreğine
Yoksul olsan da uyan
Garip olsan da uyan
Madem ki güzelsin,güzeli yaşatmak için
Madem ki iyisin,iyiyi yaşatmak için
Madem ki umutlusun,umudu yaşatmak için
Hadi uyan
Denizi dinle, yaşamak desin
Toprağı dinle,barışmak desin
Gögü dinle,sevişmek desin

Bir plak konmuş gibi gramofona
İşte aşk,işte özlem,işte savaşmak gücü
Uyan diyor uyansana

Hadi uyan
Sevdiğim uyan
Ne olur uyan !

METİN ELOĞLU

On İki...

HOŞÇAKAL

siyah beyaz tuşlarında piyanomun
seni çalıyorum şimdi
çaldıkça çoğalıyorsun odada
sen arttıkça ben kayboluyorum

seni doğuruyorum geceye
adını koyuyorum aya bakarak
her şey sen oluyor her yer sen
ben ölüyorum

sesini duyuyorum rüyalarımda
gözlerimi kamaştırıyor ışığın
rüzgar sen gibi dokunuyor bana
ben doğuyorum

duymak istediklerimi söylemiyorsun hiç
dokunmuyorsun bana
sen gibi bir şimşek çakıyor
tam kalbime düşüyor yıldırımı
ben gidiyorum

ÖZDEMİR ASAF