30 Temmuz 2005 Cumartesi

Manasız

Sen hiç kendini boş bir şişe gibi hissetin mi? Ya da kapının kenarındaki çatlak. Tavandaki leke. Paspastaki toz. Öylesi hissiz. Hiç kendini balkon kenarındaki korkuluk, denizin üzerinde yüzen çöp, kaldırımdaki taş gibi hissettin mi? Geometri defterine çizdiğin doğru parçası, masanın üzerindeki silgi kırıntısı, lavabodan dökülen su. Öylesi anlamsız, öylesi duygusuz. Öylesi saçma sapan. Hiç kendini gereksiz hissettin mi? Ve istedin mi kırılmak bir bardak misali. Darmadağın. Karman çorman. Geri dönmemecesine yok olan.
17 Mayıs 1994

Huzurlu

29 Temmuz 2005 Cuma

11 Dakika

İlkbahar için şöyle söyleyemezsin: " Erken gelsin ve uzun sürsün." Sadece şunu diyebilirsin "Gelsin bahar taşıdığı umutla yıkasın beni ve elinden geldiği kadar kalsın"

Paulo Coelho

Therese Raquin

Emile ZOLA yazmış. Ben de tatile giderken klasiklerden okuyayım diye yanıma almışım. Zaten tasfirleriyle Emile ZOLA'yı biliyorum ama tatil ya sakin sakin, konu nereye gidiyor diye koşturmadan okurum demişim. Konusuna da baksam iyi olurdu tabi. Böylece tatilimin üç gecesini aşığıyla bir olup kocasını öldüren kadının- ki bu kitabın dörttebirinde gerçekleşiyor zaten- , onların korkularının, bunalımlarının, soğuk evlerinin, iç karartan atmosferinin içinde geçirmiş oldum. Şimdi bu bana bu kitabı okudum demekten başka ne kazandırdı?

Yaşama Sevinci

İnsanın yaşama sevinci hergün buraya yazdığı bir iki cümle olabilir mi? Her sabah bugün yazabilecek miyim sorusu, bazen kısacık bir cümle için saatlerce yazıp çizmek. Son nokta konulmuş her yazıda "Tamam işte buydu istediğim" dediğimdeki mutluluk.

Kıskanç

Sanırım ben kıskanç bir kadınım biraz. Ya sabahın ilk saatleri ya da gecenin bir yarısı iniyorum sahile, denizle başbaşa kalabileyim diye.