30 Haziran 2005 Perşembe



Deli eder insanı bu dünya
Bu gece, bu yıldızlar, bu koku
Bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç .

Orhan Veli

(Fotoğraf Ahmet DEMİRHAN'a aittir. Teşekkürler Ahmet bu güzellik için.)

29 Haziran 2005 Çarşamba

Kardeş Kardeşe


Bu sabah Metehan'a "Oğlum, kardeşinle kavga etmeden güzel güzel oynarsanız, bağırdığınızı duymazsam size sürprizim olacak" dedim. İnanılmaz ama gerçek; iki saat boyunca bahçede sessizce oynadılar. Bir ara pencereden yakaladığım manzara ise gülümsetti beni. Beraber oynamanın da değişik türleri vardır nitekim.

Alış Veriş

Bütün istediğimiz abiye bir kıyafet almaktı annemle. Yanımızda yerinde duramayan iki çocuk da olunca herşey daha da zorlaşıyordu tabi. Kaç tane mağazaya girdik bilmiyorum, tezgahtarlar satış yapmak istemiyorlardı sanırım. Bakışları bir yerlere sabitlenmiş, öyle durup duruyorlar. Çocuklar koşuşturuyorlar. Biz bir yandan onlara sahip olmaya çalışırken bir yandan asılı eteklere pantolonlara bakmaya çalışıyoruz. İçimden, ilgilenmeyecekseniz bari çocuklara bakın da biz bir iki deneme yapalım diye geçiyor. Tabi hiçbirşey alamadık.
Sadece iki mağazada yanımızda bizimle ilgilenen birileri oldu. Güler yüzlü, yardımsever, üzerimize giydiğimiz herşeye "aa, çok yakıştı" demeden objektif yaklaşan, bizim isteklerimizi ön planda tutan işine ve kendine saygılı bu güzel insanlar sayesinde biz de kıyafetlerimize kavuştuk.

Herkes işini bu şekilde yapsa keşke. Akşama kadar zaman öldürmekten daha faydalı amacı olsa insanların. Aslında kendi hayatlarını harcadıklarını fark etmiyorlar mı acaba?

28 Haziran 2005 Salı

Rahat



Şu kavga bir bitse dersin
Acıkmasam dersin
Yorulmasam dersin
Çişim gelmese dersin
Uykum gelmese dersin
Ölsem desene.

Orhan Veli

27 Haziran 2005 Pazartesi

Ütü

Ütüye gittim dönemiyorum. Saatler geçiyor, bitmiyor bu iş. Hem yıkanacak yeni çamaşırları düşündükçe bitmesi de beni pek rahatlatamıyor zaten. Sonra diyorum ki kendi kendime, aslında demiyordum, şimdi yazarken diyorum , diğerlerini unutup sadece önümdeki çamaşırı düşünürsem sıkılmaktan kurtulurum herhalde. Süpürmeler, silmeler, bulaşıklar, sonu yok sevimsiz işlerin. Ee, şimdi kendimi rahatlatmaya çalışırken, diğer işler nereden çıktılar? Neyse, bak, Ogün SANLISOY da ne güzel şarkılarla bana eşlik ediyor, çocuklarım sessiz sakin film seyrediyorlar, klima evi serin serin yapıyor. Yemek yeme zamanı da geldi , herşeyi bırakıp gidip karnımı doyurayım. Tok karınla hayat daha keyifli olabilir.

26 Haziran 2005 Pazar

Çilingir Sofrası


Otur ki sandalye hatırlasın
Sandalye olduğunu
Masa da unutur masalığını
Elini komasan üstüne
Bakışlarını ayırmaya gelmez
Sürahi boşalır sonra suyundan
Kadehim kadehim dediğin şey
Dudağını değdirmedikçe kadeh değildir.
Mezeler de bilmez renklerini, lezzetlerini
Çatalını dokundurmazsan
Fakat farkında mısın ki?

Cahit Sıtkı TARANCI

25 Haziran 2005 Cumartesi

Benim Annem Güzel Annem

Sırf merak ettiği için gidip kendisine dünya atlası almış bir insandır annem. Gazeteleri onun gibi ayrıntılarıyla okuyamadım daha. Oturup dünya kupası, olimpiyat , buz pateni izler. Ayrı yerlerde olsak da onun da aynı şeyleri yaptığını bilmek mutlu eder beni. Takımımız bir gol attığında buluşuruz telefonda. Ya da oturur saatlerce sevdiğimiz yazıları paylaşırız. Paylaşmak onunla yaşadığım güzelliğin tamamlanması gibidir daima. Hele bir de yanyana gelmişsek, sarılmışsam sımsıkı, içim sıcacık olur. İncecik, zarif, narin, bir o kadar da güçlüdür. İç dünyasının güzellikleri şiirlerinde çıkar ortaya. Bir küçücük şiir yazar, söyleyecek söz bulamam üzerine. İyi ki doğdun anne.

ÖZ

Ben diyorum ki;
Kısacık bir
Söz olsun;
Aklımızda kalsın,
"Öz" olsun...

BİR BAŞKA YALNIZLIK

Aradık iyiyi,
Aradık güzeli,
Aradık mükemmeli...

Bulduk bulmasına da
Yalnız kaldık.

Halide KARAMAHMUTOĞLU

Ayrılış



Bakakalırım giden geminin ardından,
Atamam kendimi denize,
Dünya güzel.
Serde erkeklik var,
Ağlayamam..

Orhan Veli


Neden bilmem fotoğrafa bakınca aklıma bu şiir geldi. Aslında adam da geminin içinde ama belki de başka bir gemide olmak istiyordu, kimbilir.

24 Haziran 2005 Cuma

İsimsiz

Koskocaman bir hiç avuçladı sonsuzluk denizinde. Sahte parıltılar kamaştırmıştı gözlerini.Anlayamadı. Herşey başkalarınındı. Doğruları, yanlışları, umutları. Gürültüler engellemişti duymasını içindeki şarkıyı. Anlayamadı. Tek başına kalsa bilemezdi ne yapacağını. Tanımazdı kendisini. Gördüğü rüya bile geceleri, yabancıydı. Anlayamadı. Koskocaman bir hiç avuçladı sonsuzluk denizinde. Gece lambasını güneş sandı. Bardaktaki suyu deniz. Günler, günler boyunca yerinde saydı. Anlayamadı.
7 Haziran 1994

23 Haziran 2005 Perşembe


Makyaj mucizesi dedikleri bu olsa gerek. Boşuna dememişler çirkin kadın yoktur bakımsız kadın vardır diye.