18 Eylül 2019 Çarşamba

8 Eylül New York / 7. Gün

Son bir buçuk gün kalmış,  ha gayret.

Pazar günü sabahın altısında kalkıp Bilgiç'i trene bindirerek New Jersey'e arkafaşıyla buluşmaya gönderdikten sonra odaya dönüp uyumuşum.

Bugün çok fazla bir plânımız yok. Brooklyn 'de gördüğüm tarihi bir eve bakmaya gidip, sokaklarda uzun uzun yürüyüp köprüyü geçeceğiz.


Doğrusu ev şirindi ama buraya kadar sırf onun için gelmenin gereği de yokmuş.


Neyse geldik madem, şöyle bir ev de bizim olsun diye dilek dileyelim.


Hoş geldiniz, buyruuun :)



Ev sadece haftasonları açık.


İçeride burada olan İngiliz Amerikan Savaşı ile ilgili ayrıntılar, hoş interaktif panolar ve bir de zarla oynanan oyun var.


Üst katında büyük boş bir salon. Konder falan düzenleniyormuş burada.


Önce anlamasak da sonradan bir resim sergisi olduğunu fark ettik.



İlginç bir sergiydi.


Ve çıkışta başladık yürümeye.






Uzuun bir yürüyüş sonrası denize ulaştık.


Köprüyü yürüsek mi yürümesek mi, çok mu uzun,  başından fotoğraf çektirip dönsek mi şeklinde geçti ama neyse Metehan ne kadar uzun olabilir canım diyerek yürümek istediği için o güzel Brooklyn Köprüsü 'nü yürüyerek geçtik. İyi ki de öyle yapmışız. Yanız yaya trafiğinden adım atmak o kadar zordu ki.




Kalabalık olsaydı durup uzun uzun tadını çıkartırdım bu manzaraların sanırım.






Ve yeniden Manhattan.


Burada Harry ile Sally Tanışınca filminin meşhur sahnesinin olduğu restorana gidecektik.


Bilşn bakalım neyle gittik.


Hahaha, acıkmış ve artık yürümek istemeyen Can pozu :D


Ama metro durağı ile gideceğimiz yerin ortasında bir yerdeyiz. Uber çağırmaya ne gerek var canıım, yürürüz işte. Hem bak Konfüçyus Amca ve Çin mahallesini göremezdik aksi halde.


Sonunda geldik. Gerçi gelmekle de bitmedi yorgunluk yarım saat de yiyecekleri almak sürdü. Neyse o işi erkeklerim hallettiler ben masayı tuttum.


Acı bir gerçek var ki canlarım, milletin iki kişiye yeter,  çok büyük dedikleri bu sandviç bizi anca doyurdu.

Açıkça ve utanarak itiraf ediyorum ki ben hiç bir porsiyonu çok büyük bulmadım, hepsini afiyetle mideye indirdim :D

Ama kahvaltı dışında tek öğün yedim bak çoğunlukla. 


Eh bu yorucu, bol yürüyüşlü gün de bir çayı hakketmişti artık.

Ertesi gün eve dönüş günü.

Odada çantaları toparlama işini geceden halledebilirsek sabah biraz daha gezeriz belki.

Ay hâlâ gezmek diyor kadın :D

17 yorum:

  1. Sandviçler de haşmetliymiş hani:))

    YanıtlayınSil
  2. Keyfiniz bol olsun... Bende sayenizde geziyorum.:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederiz Ebemkuşağı :) Bir hafta geçti üzerinden bitiremedim anlatmayı :)

      Sil
  3. Olsun, ev şirinmiş cidden.
    New York silueti, o binalar gökdelenler ne harika. Sandviçler büyük ama yaktığınız kaloriyi anca karşılar:)
    Ay bitiyor diye üzüldüm bak.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Eski gökdelenlerin hele üzerlerindeki heykeller, kabartmalar, o estetik öyle güzeldi ki Zeugma.

      Sanırım akşama kadar aç kalınca, dediğin gibi sandviçler ancak yetti. Benden geçtim Metos bile bitirdi :D

      Kürkçü dükkânına dönüş vakti. Neyse sonbaharda İstanbul 'u gezeriz artık birlikte :)

      Sil
  4. ya o kadar yürüyünce büyük porsiyonlar yenir ama. manhattan'ın gökdelenleri dışında her şey çok güzel görünüyor :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gökdelenler bile düşündüğümden güzel gözüküyordu Tosbağa Günlüğü, ki ben hiç sevmem. Özellikle eski yapılar çok zarifti.

      Sil
  5. Merhaba,
    Yazınız fotoğraflara, fotoğraflar yazınıza daha bir güzellik veriyor. Bu güzellikler insanı etkiliyor ve de Maşallah dedirtiyor.
    İyi günler dileğiyle saygılar.

    YanıtlayınSil
  6. O köprüde yürünür hani :))

    O evden bizim ordaçook var Handan'ım. Kıymet bilen yok, o başka.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ay bunu yazmadan geçemicem. Geçenlerde Doyran Köyü yolunda adam bir zeytinlik alıyor. İçinde üç tane taş ev, Rumlardan kalma. Üçünü de yıktırıyor! Kütüphane müdürü anlattı. Tuğlalarından elli tane kadarını almış, üzerleri Rumca kabartma yazılı. Birine talip oldum, tamam dedi. Gidip alamadan döndüm :(

      Sil
    2. Milletin elinde bir ev var ne pazarlıyor, bizde de böyle yıkılıp gidiyor, yazık Tülin. Tuğlanın peşini bırakma bence :)

      Sil
  7. Valla o evin böyle pazarlanmasına hayret ve hayran kaldım, adamlar akıllıca davranıyor. Derin bir ahh çekmek kalıyor bize de, ne üzüldüm bilemezsin. Neler neler varken kıymet bilmemeye daha ne kadar devam edeceğiz acaba?
    Bu arada fotoğraflarda öyle tatlı görünüyorsun ki, spor da işe yaramış, gayet güzel olmuşsun, tebrikler ederim seni.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kıymet bilmeye bir başlasaydık çok iyi olacaktı Ecehan.

      Teşekkür ederim canım, beş kilo daha verebilseydim çok iyi olacaktı ama yine de ben de memnunum halimden :)

      Sil
  8. Çin Mahallesi aynı isimli meşhur filmin çekildiği yer mi acaba?

    YanıtlayınSil