25 Mayıs 2019 Cumartesi

Çok Okumak, Çok İzlemek, Çok Gezmek

Ne kadar insanları sınıflandırmanın kötülüğünü bilsek de kafamızdaki resimlerin dışına çıkmak gerçekten de çok zor.

Bilinçli halim insanları sadece ikiye ayırıyor. İyiler ve kötüler.

Ama bilinçaltı aynı şekilde çalışmıyor bence.

Dış görünüşleriyle, konuşmalarıyla ne bileyim hatta derilerinin renkleriyle ya da ülkeleriyle hemen kafamızda oluşan bir resme oturtuveriyoruz.

Ne acı.

En basitinden zorlukla yürüyen yaşlı bir insan gördüğümüzde vakti zamanında dansçı olduğunu düşünemememiz gibi. Masum gözüken ama otomatik çalışan sınıflamalar bunlar.

Bilemiyorum,  belki de beynin her şeyde olduğu gibi bu konuda da otomatiğe atıp yedeklemesi onun için normaldir. Ve bizim de yapabileceğimiz bilinçli olarak bu duyguyla savaşmaktır her defasında.  Belki bir daha hiç bebekliğimizin objektif bakış açısına sahip olmamızın imkânı yoktur.

Fakir,  kirli, kara bir çocuk gördüğümüzde çantamıza sarılıp gardımızı alırken beyaz, temiz, varlıklı görünüşlü çocuklara kaptırabiliriz herşeyimizi.  Suratına bakmadığımız şıpıdık terlikli şortlu tip doktor çıkıp hayatımızı kurtarabilir belki de.

Yurt dışında bizi kötü görüyorlar diye kınarken bize gelen göçmenlere aynı şekilde bakmak çok mantıksız değil mi?

Kendimce bunu aşmanın yöntemi olarak değişik kültürlerin filmlerini izleyip kitaplarını okumayı belirledim. Her yeri gezemeyeceğime göre.(Yapabilsem ne güzel olurdu:) Gezsem de içinde yaşayamayacağıma göre. En yapabileceğim şey bu gibi geliyor. Farklı kültürleri izleyip farklı kültürleri okumak.

En azından kendime çeki düzen verip karşımdakine bir şans tanımama olanak sağlar belki.

Zira farklı kültürleri kendi kültürümüze göre değerlendirmek de en masum önyargıya giriyor.

Ne tuhaf hepimiz herkes kardeş olsun diyoruz. Ama iş teoriden uygulamaya geçince o gelsin benimle kardeş olsun ben gitmem modundayız.

Hiç düşündünüz mü,  bloglarda kendimizi çok yakın hissettiğimiz dostlarımızla apartman komşusu olsaydık, birbirimize.ne kadar şans verirdik acaba diye.

Burasının güzelliği yüreklerimize bakmamızdan geliyor biraz da. Önyargılarımızı devreye sokmadan birbirimizi kucaklıyoruz. Çünkü kelimelerin rengi, fiyatı, ülkesi,  dini, ırkı yok, sadece içeriği ile bizi birleştiriyor.

18 yorum:

  1. Ne güzel bir yazı yazmışsınız... Tekrar tekrar okumalık

    YanıtlaSil
  2. Harika ellerinizle sağlık , Ne güzel bi düşünce . Farklı olmasaydık nasıl farklı blog açardık en basitinden. Farklılıklara Saygı slogan olmalı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İçten gelmiyor bu saygı, üzerinde upraşıp kendimizi geliştirmemiz gereken bir konu.

      Sil
  3. Fakir,kirli ve kara olmanın olumsuz algılanmasında bile insanlığın bilinçaltı rol oynuyor. Yani iyiyi kötüden ayırmak, ahlaklı olmak her ne kadar içgüdüsel olsada, birileri tarafında tene yapışmış karalık, ya da kızgın duran surat,kirlilik beğenilmemiş ve diğerleride beğenmemeyi tercih etmiş gibi geliyor bana. Yani insanlığın ilk oluşumunda *böyle kavramların çıktığı ilk zamanlarda* herşey tam tersi olsaydı bizede haliyle normal gelecekti. Farklılıklar güzelliği yaratır mottosununda pozitif ayrımcılık olduğunu düşünüyor gibiyim. Neye göre, kime göre farklı değil mi? Sonuçta yine farklı gören koca bir insanlık..
    Güzel bir paylaşım olmuş, herkesin ara ara okuyup kendine aynada tekrarlaması gereken cümleler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk nasıl geldiyse öyle gitmiş gerçekten de . Biz yemeğimizi sessiz sessiz yerken ne bileyim Japonlarda hüpürdetmek yemeği sevdiğin anlamına gelebiliyor. Hintlilerin elleriyle yemeleri onlar için doğalken bize iğrenç görünebiliyor.

      Benden farklı olana farklı demek değil de birbirinden farklı olan her şeye çeşiytlilşk olarak bakmak gerekiyor sanırım.

      Teşekkür ederim :)

      Sil
  4. yaaaa bu önyargılar, sınıflandırmalar ve benzerleri bizim ülkenin gelenekleri gibii. yurtdışında yok böle bişiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence her ülkede var Deep. Müslüman olduğunu söylediğinde insanların kafasında bir tip uyanıyor meselâ. Ya da ne bileyim Amerikalılara göre Meksikalılar kaçakçı hissiyatı uyandırıyor. Almanya'da Türkler malum. Zencilere bakış. Kadınlara bakış. Hayır, her yerde var bu.

      Sil
  5. Kardeşlik muhabbeti koca bir yalan. Her şey lafta.

    YanıtlaSil
  6. Güzel yazmışsın Handan. Bu konu çok geniş kapsamlı. Bilinçaltı ve ön yargılar devreye girip duruyor ama mantık her daim önde olmalı.
    Halo Effect - Horn Effect az buçuk da olsa her insanda var:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mantık her daim önde olmalı Zeugma. Kendimizi bu konuda çok iyi eğitmemiz gerekiyor.

      Sil
  7. Ah şu önyargılar...
    Keşke şu önyargılarımızı kırıp atabilsek...

    YanıtlaSil
  8. İlk paragrafını okurken içimden "Vallahi ben ayırırım: İyiler ve kötüler" dedim ki bir baktım arkasından senin aynı sözlerin geldi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kafalarımız aynı şekilde işliyor Sezer :)

      Sil
  9. Çok haklısın yazdiklarinda. Önyargili olmaktan vazgeçemiyor insanlar. Benden olmayan yokolsun mantiği sarmiş herkesi.

    YanıtlaSil