7 Ağustos 2016 Pazar

Volissos Kalesi'ne Ulaşamamak :)

Adadaki üçüncü gün acaba bir tura mı katılıp gezseydik hislerine kapıldığım bir gündü.

Adanın kuzeybatısındaki köyleri gezecektik. Volissos'u merak ediyordum. Ayrıca bir mağara da oralarda vardı. Metos arada yıkıntıların olduğu bir yerden bahsetti. (Otelden aldığımız rehberden bulduk çoğunu) Onu da planlara dahil ettik. Ve yola çıktık.


Adanın o kısmının dağlık olduğunu söylemiş miydim?  Döne döne ilerlerken doğu sahiline buradan hoşçakal dedik.

643 m rakıma ulaşıp Epos'un zirvesine geldiğimizde Rimokastro Bölgesi 'nde eski şehir kalıntıları aramaya başladık. 


Arabayla ilerleyemeyeceğimizi anlayınca biraz da yürüyerek ilerledik. Bizimkilerin en sevdikleri ortam,patika, taş kaya, koşturup tırmanacak bir sürü alan :)


Neyse ki öğle sıcağı geldiği halde yükseklik ve rüzgâr sayesinde bunalmadan bir müddet ilerledik.


Ufuktaki arabamız, harika yol da bu :) Tamam çok ilerlememiş olabiliriz :)


Orada ufukta araziyle kamuflaj haldeki yeri görünce gitmek için daha fazla zamana ihtiyacımız olacağını anladık. Geriye döndük. İstediğimiz yere varamadıysak da keyfimiz yerindeydi :)

Oradan Volissos'a ulaştık. Aslen bu köy bir tepenin üzerinde, en tepede bir kalesi var. ( Şuradan bakabilirsiniz)

Can'a beni kaleye çıkartmayacak mısın diye ısrar ettim. Canım yakışıklı prensler hep kaleden prenses kaçıracak değil ya bu sefer de tersi olsun dedim.

Köye girdik. Navigasyona göre girdiğimiz yollarla bir yere varamayacağımızı anlayınca bir teyzenin tarifiyle çevredeki başka daracık yola karşıdan kimse gelmesin diye dua ederek ilerledik.

İşte siz giderseniz bunu yapmayın anacım. Anayoldan da köyün üstüne giriş varmış :D

Giriş var da kaleye çıkış yok.


Arabayı park etmekte olan Can ve çocukları burakıp önden gittim ki onlar gelmeden bakayım boşuna yürümesinler bir şey yoksa.


Öğle vakti kimsenin olmadığı, sadece rüzgâr sesi ve doğa kokusunu duyduğum o dakikalarda bir an için çok sevdiğim bir bilgisayar oyununun içindeyim sandım.


Hani oynarken oyunu bırakıp da etrafınıza bakmaya başlarsınız. Keşke orada olsam dersiniz.


İşte oradaydım :)


Kaleye çıkan bir yer bulamadım. Geriye dönerken bizimkiler de gelmişlerdi. Çocuklar beni aramaktan etrafa bakmamışlar bile. Hahah, dümdüz yolda nereye kaybolacaksam artık :D


Kale namına uzaktan görebildiğimiz yegane şey bu olsa da orada yakaladığım his bana yetti.




Zaten aslolan bir şeye ulaşmaktan çok


Ona giderken yaşadıklarımızın keyfi değil midir? 


Artık yeniden yollara düşebiliriz :)

20 yorum:

  1. Çok eğlendim okurken :) Önemli olan yolda olmak, plandan, zamandan bağımsız olmak. Eve dönünce bir yığın çarkın içine giriyoruz zati ❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğlendiğine sevindim Emine, yazı uzun olunca sıkmasını istemem :)

      Evet haklısın önemli olan yolda özgürce dolaşmak. Ruha çok iyi geliyor.

      Sil
  2. Ne guzel anlatiyosun.basligi bilmesem ulasacaksin sandim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya oraya çıkmanın yolunu ararken vakit kaybedip sonraki gezeceğimiz yerleri koşturacaktık ya da içinde bulunduğumuz yerin tadını çıkartacaktık Mehtap. İkincisini seçtik :)

      Sil
  3. Kesinlikle ulaşmak değil sadece yoldur keyifli olan. Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yol ve yol arkadaşları Kadriye, onlar güzelse her yer güzel :)

      Sil
  4. ay çok sıcak değil miydi nasıl uzaklaştınız denizden yaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yukarıda olduğundan çok sıcak değildi Deep. Sokaklar da daracık, rüzgârlı. İnanılır gibi değil ama bunalmadık hiç.

      Deniz kısmı akşama :)

      Sil
  5. Sakız Adası tam karşımızda yazları. Feribot koyulduktan sonraki ilk zamanlar ki otu yıl öncesinden bugüne olmadık şeyler istiyorlardı vize vermek için. Tapu, banka hesabı, sigorta, hayat sigortası filan filan... Sonra da her pasaporta vize koydular. Bu sene gidecektik eğer apar topar geri dönmeseydik. Ama resimler... Gezdirdi bayağı bayağı... Havası, esintisi şu sayıda boyutu yok demeyeceğim o yüzden :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk fırsatta gerçeğini görmeye gidene kadar benimle gezmeye devam o zaman Yasemin :)

      Sil
  6. Ne güzel bir gezinti oldu yine sevgili Handan. Rehberliğinden hoşnut olarak devamını sabırla bekliyorum :) Orada gördüğüm kaktüs / aloevera benzeri bitki çok ilgimi çekti. Fotoğraflar çok güzel.

    Sevgi ve selam ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kaktüsün saksısına bayıldım Sade. Severim öyle ayrıntıları :)

      Rehberliğimin sıkmadığına sevindim, daha anlatacak yerlerim var:)

      Sevgiler ve selâmlar benden de :)

      Sil
    2. Saksı dikkatimi çekti evet. İki göz burun, ağız, sevimli bir surat merhaba diyor sanki :))

      Sil
    3. Kuru dalları severim ama ne yapacağımı bilemem, yaratıcılık olunca neler neler çıkıyor :)

      Sil
  7. Çok sevdim sayende Sakız'ı... Ah ana yüreği, çocuklar yorulmasın diye nasılda koşa koşa önden gidiliyor... Kendimi gördüm birden:) Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım sen de gidersin Persephone. Çeşme'ye gittin mi bu arada.

      Ana yüreği de sonradan baktım adamlar benden büyük ve kuvvetli, algıma güncelleme yapmam gerek sanırım :)

      Sil
  8. Ne meşakkatli bir yol hali olmuş Handancım :)) Ama şahane anılar biriktirmişsiniz bu sayede..
    Yalnız çocuklara gülüyorsun ama ya kaybolsaydın :))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem anılar şahaneydi hem de kafam çok dinlendi, ruhum toparlandı Şebnem.

      Kaybolsaydım iki dakka kafa dinlerdim ihtimal, hahaha :D

      Sil
  9. Dağ bayır patika, harika!

    YanıtlaSil