17 Nisan 2016 Pazar

Okula Giden Çocuk Annesi = Veli Olmak :)

Mehtap kızına okul arama sürecini anlatırken benim de aklıma ilkokul zamanlarımız geldi.

Çocuklarımın ikisi de okulda başarılılar çok şükür. Bunda benin payım ne kadar çok da bir fikrim yok. Zira zarif ve sakin anneliğimden pek memnun olduğum ilk çocuğumdan sonra saç baş dağınık Bilgehaaaan diye bağrındığım ikinci anneliğimde işin bende bitmemiş olduğunu algılamıştım :) Yine de kendimce dikkat ettiklerimi paylaşmak istedim.

Çocuklarımı devlet okullarına yolladım. Şanslıydım, güzel okullar buldum. Ama asıl şansın güzel öğretmenler bulmakta olduğunu biliyordum. Çok bir araştırma yaptım mı peki?  Hayır. Birilerine sorup fikir almak bana çok mantıklı gelmedi. Zira iyi öğretmen anlayışımız farklı olabilirdi. Nitekim iyi öğretmeni çok ders, sıkı çalışma diye düşünen birçokları da vardı. Oysa benim için ilk okulda çocuğumu sevecek ve çocuğumun seveceği bir öğretmen önemliydi. Çocuktan çocuğa anneden anneye fark olduğuna göre bu noktada çocuklarım için en doğrusu olsun dualarıyla şansıma ne çıkacağına baktım :) Sanırım biraz kaderci bir yapım var. Evrenin bize en doğrusunu vereceğine inanırım.

İki oğluşun da ilk öğretmenleri bir tuhaftı :D Metehan'ın öğretmeninin zaman zaman anlattığı hikâyeler o kadar saçma sapan ve üzücüydü ki diyecek söz bulamıyordum.  Bilgehan 'ın öğretmeni şeker hastası olmasının da etkisiyle pek sinirliydi.

Bunları çocuklarıma asla söylemedim. Ağzımdan öğretmenleriyle ilgili tek bir kötü kelime çıkmadı. Bilgiç bir gün öğretmeninin kulağını çektiğini söyledi.  Yani ağzından kerpetenle aldım. Anasınıfından bizimkine ters bir kız vardı onunla kavga etmiş öğretmeninin dediğini de yapmamış mı ne. Tabii ki sinirim tepeye zıpladı ama hiç bir tepki vermedim. Öğretmeninin dediğini dikkate almalı, inat etmemeliydin üstelik de kavga yerine derdini düzgün anlatmalıydın demek ki dedim ona. Bir kaç gün sonra okula uğrayıp öğretmenine genel durum nedir diye sormaya gittim, bir sorun var mı diye (Çocuğumun kulağını neden çektin bır bır demeye değil ama :) Arkasında oturan arkadaşıyla bir sorunu olduğunu ama yerlerini değiştirdiğini söyledi. Yapılması gerekeni yapmış. Eğer bu kulak çekmeler tekrarlasaydı belki duruma el koyardım. Ama bu durumu yine de Bilgiç'e hissettirmezdim. Öğretmenine karşı söyleyeceğim en ufak negatif bir şey onun bütün öğretmenlere saygısını ve disiplinini yirirmesine neden olabilirdi.  Kendisine söylemediğim gibi o yanımda veya yakınlarımdayken kimseye de söylemedim. Çocukların kulakları inanılmaz ve siz başka şeyle meşgul sanırken dinleme kapasiteleri müthiş :)

Orta okulda bir fen öğretmenleri vardı örneğin. (Orta okul dediğime bakmayın beşinci sınıftayken) İyi bir öğretmen ama hafiften psikopat :) Bilgiç'e öğretmenin seni seviyor benceden başka bir yorum yapmadım. Öğretmeninin onu sevdiğini düşündüğünden ondan nefret etmedi ve en başarılı olarak bitirdi seneyi. Bir çok velinin tepkisi çocuklarına yansıdığından mızıldanmaktan derse dikkat veremedi çocuklar.

İkinci konu ödev konusuydu. Asla ama asla çocuklarımın ödevlerini ben yapmadım. Proje ödevi gibi yardımım gerekenler oldu tabi, en kötü ihtimalle birlikte yaptık. Kesme biçme işlerini yamuk yumuk da olsa kendileri tamamladılar. Ben ödevin başındayken onlar bilgisayara geçmediler meselâ. İlkokulda çok zorlandık, kendim yapsam on beş dakika sürecek işler için bir saat masa başından kalkamadık ama ortaokulda benim müdahalem o kadar aza indi ki. Öğrenmişlerdi çünkü.

Son olarak çocuklarımı boğmamaya çalıştım. Evde de olmamın imkânları sayesinde yarım gün okula gidip geri kalan zamanda bol bol oynadılar. Dersaneydi kurstu orta sona gelene kadar göndermedim. Haftasonları o kurstan bu kursa çılgınca koşturmadım. Sevdikleri şeylerle ilgilendiler. Tembellik yaptılar. Eğer çalışan anne olsaydım,  etüd merkezi olarak ders dışında aktiviteleri de olan sakin bir yer bulmaya çalışırdım sanırım. İlk okul birinci sınıfta Aynştayn olmayacak bu çocuklar, daha senelerce okuyacaklar erkenden bıktırmanın alemi yok.

Bir de, sabah kahvaltı yapmadan okula gitmediler. Yanlarına yiyecek koyduğumdan su parası dışında ahım şahım harçlıkları da olmadı. Meyve suyuydu sandviçti ben veriyordum zaten. Paraya ihtiyaçları yoktu.

Aman yazarken yoruldum.

Yeter bu kadar :)

Allah çocuklarımıza zihin açıklığı versin.

Bir de diğer çocukların zorbalıklarından korusun. Ne yazık ki futbol, dizi film sevmeyen, kitap okuyan ve farklı zevkleri olan çocuklarımın bu sorunları oldu. Keşke bütün çocuklar sevgiyle ve bol sarılarak büyütülseler de bizimkiler gibiler kendilerini uzaylı gibi hissetmeseler okulda :(

22 yorum:

  1. Gene cok haklısın ve cok yararli şeyler yazmışsın canım.tecrübelerini hep paylaş bizimle.şahsım adına uyguluyorum senden ögrendiklerimi biliyosun.inşallah kızımı sevecek bir ögretmeni olur.ve dedigin gibi bende biraz kaderciyim.hersey güzel olacak gör bak.sıkmadan boğmadan kasmadan hatta kendimide kasmadan 😉 sevgilerimle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her şey güzel olsun Mehtap ☺ Şirine ne zaman büyüdü de okula gidiyor, ben o kısımdayım şu an. Öp onu benim için annesi.

      Sil
  2. Ya çok zor çocuk büyütmek:( hiç kolay değil, öğretmenin iyisi, psikopat olmayanı çok mühim, dediğin gibi diğer zorba çocuklar da!:( öğretmenin iyisi candır, psikopatı ise felakettir. (benim ikisi de oldu, bir tanesi lisede beden öğretmeni psikopat bir kadındı, var ya gebermiş hakkımı helal etmiyorum hala..o kadar nefret ettim....yani öğretmen çok önemli bak 100 yaşına gelse de insan kötü öğretmeni unutmuyor:( Tüm çocuklara Allah iyi öğretmenlerle karşılaştırsın...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin Müjde. Çok haklısın, öğretmen o kadar önemli ki. Çocuklarıma baktığımda görüyorum, hangi öğretmeni seviyorlarsa o dersi severek yapıyorlar, başarıları artıyor. Hangi öğretmen kötüyse o ders zorla ilerliyor.

      Sil
  3. Ogretmeni sevmeleri cok cok cok onemli. Abimin oglu hersabah aglayarak gidiyordu okula. Ne kadar zorladiysak nedenini ogrenmek icin agzini acip birsey demiyordu. Birgun ders calisirken sohbet havasinda konuyu acip, agzindan lafi aldim. Meger surekli ogrencileri birbirleriyle kiyasliyormus soyleki: hadi bak bora aptal anlamiyor ama sen zekisin yapabilirsin falan diye. Bizimki bir sure sonra tamamen icine kapaninca herseyde bunu ornek gostermeye baslamis. Valla okula bir gidisim vardi ki gormeliydin :) Yegenime bir daha halan gelmesin demis:))
    Ama o tartismali konusmadan sonra cocukta duzelmeler basladi. Sonra hamile kaldi gitti. Dusun ki cocuk hamilelik gunlerini sayiyordu, su kadar zaman sonra gidecek diye:))
    Cok uzattim biliyorum ama bir gun soyle dedi cocuk: ya benden bi halt olmaz, beni tamirci yanina verin calisayim.
    Cunku cocuga surekli boyle soyluyormus:(
    Simdi orta ikide ve sinif 3.cusu:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah işte böyle öğretmenleri direk psikoloğa yollamak gerek Mevlüde. En iyisini yapmışsın. Öyle bir durumda ben de gidip konuşurdum.

      Sil
  4. Çok fikirler edindim bu yazından 👍🏼 tesekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşe yaradıysa ne mutlu GeCe 😊

      Sil
  5. Davranışların gıpta edilesi. Çok sabırlısın bir taraftan...
    Yalnız, eğer yerinde ben olsaydım, kulak çekme işini mutlaka ödetirdim (Bilgiç'in haberi olmadan).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer devam etseydi dediğini yapardım Zeugma. Benim oğluşta şeytan tüyü var, o sinirli öğretmeni yerinde duramadığı halde bir daha el kaldırmadı ona :)

      Sil
  6. Kimsin sen? Ve arkadasim Handan'a ne yaptin??!

    :))

    Ay birden baska bir bloga geldim sandim, senden böyle uzun bir yazi görünce Handan'cim. Alisik degiliz yav, afalladim birden:)


    Sen cok özgün bir annesin bence, hep derim. Farkli bisiisin sen:) Cok da dogru yapmissin. Herzamanki gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vallahi ben de bilmiyorum Ayşe, yazının sonunda kendime geldim gerçi farkına vardıysan 😜

      Teşekkür ederim canım :)

      Sil
  7. dediklerine katılıyorum. ben de öğretmen arayışına girememiştim. çünkü en yakın okula ve sabahçı vermek zorundaydım, çalıştığım için. Sabahçı tek sınıf açtılar. Şansımıza çok sakin ve efendi bir beydi öğretmeni. 4. sınıfta koleje verince kadın bir öğretmen düştü. Kendinin 2 kızı vardı. Erkek çocukları hiç sevmiyordu. Sınıfta da bariz bir şekilde kızları erkeklerden üstün tutuyordu. Neyse ki 2 sene sonra ortaokul başladı da kurtulduk kadından. Yalnız o kadar şikayet olmuş ki bizimkileri mezun ettikten sonra kadını okuldan gönderdiler. Gerçi ben ne oğluma ne de idareye bu konuda tek kelime etmedim. Çok zor işler ya. Bir yanda evladın, bir yanda öğretmen.Neyse benim için bitti gitti, şükür. darısı başına
    Çenebaz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocuklarım öğretmenleriyle durumu hep idare ettiler Çenebaz, o bakımdan şanslıydım. Benim derdim diğer çocuklar. Anne minibüsle okula gitmeyi öğretsene diyen küçük oğluşuma çocuklar tarafından yapılan zorbalığa çare bulamamaktayım, içimi acıtıyor.

      Sil
  8. Sanırım veli yönümüz birbirine çok benziyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Veli olmak zor zanaat değil mi Küçük Mucizelerim :)

      Sil
  9. Bu yazıyı okuyunca, daha sabırlı olan şahsımın, hakkımı söke söke alırım moduna geçdiğimi farkettim. Artık tolerans göstermek istemediğimi, herkesin insan gibi davranması gerektiğini vsvs. Çok sıkılmışım yaa valla.. Üff anaokuluna falan göndermiyorum ben vazgeçtim, birinci sınıfa kadar güç toplayayım. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahahaha :D Anaokuluna göndermenin şu şansı var ki BT, çocuk küçükken onu gözlemleyerek okul hayatı için fikir sahibi olabiliyor, ona göre karar alabiliyorsun. Yavrucuklar her daim kanatlarımızın altında kalmayacağına göre, derin bir nefes alıp sakinleşiyor ve onları ufaktan ufaktan topluma karıştırıyoruz :D

      Sil
    2. Zaten küçük vatandaş bilinçaltıma yerleştiriyor. Yürüyoruz, anaokulunu gördü, ''Aa baak benim okulum, büyüyünce bu okula gidicem anneciim.'' dedi. :D

      Sil
    3. Oy oy, o hazırmış annesi, ne güzel :)

      Sil
  10. Buradan okumaya devam edeceğim tekrar gelişimde :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahaha, arayı bayağı kapattın bugün Şenay :)

      Sil