8 Aralık 2015 Salı

Nostalji Demişken Aklıma Bunlar Geldi:)



Yıl 1976, bizim evin karşısındaki boş arsada Handan ve annesi papatya topluyorlar. Burası apartman bahçesi dışında çıkabildiğim en uzak yer. Annem pencereden bana bakabiliyor çünkü. Papatya toplamak dışında yuvarlanmak da çok keyifli. Benim için koskocaman bir alan. Küçüklüğümü çok hatırlamam ama orayı düşündükçe yüzüm gülümser hep :)

Ufuktaki yol Ankara Asfaltı. Eskinin E-5 yeninin D-100 ü. Evler nasıl da küçücük. Şu anda o boş arsada bir araba yıkama yeri var. Arkadaki küçük evin olduğu yer özel bir ana okulu.. Tabii ki asfalt pek gözükmüyor. Hele şimdilerde yaptıkları kocaman rezidansı düşündükçe midem bulanıyor..



Aynı yer, aynı sene, kış. Tabi papatyalar yerini kardan adamlara bırakmış oluyordu bu mevsimde. Gerçi küçükken karda pek de dışarı çıkartmazdı annem bizi. Onun yerine eve leğenle kar getirirdi, biz Kürşad'la eriyene kadar oynardık. Babam oyuncak arabalara motor takar, kablolu uzaktan kumandalı arabalarımızı balkondaki kar yığınına koyar içerden onları yürütmeye çalışırdık. Tabii ki sık sık kara saplanırdı, biz de balkona çıkardık bahaneyle :)

Soldaki apartman aynen duruyor sanırım. Tabi çatısı falan da yapıldı. O apartmanları sahipleri kendileri yapmışlardı. Sağdakini en alttaki fotoğrafta çatısıyla görüyorsunuz. Şimdilerde o da anaokulu :)



Bu fotoğrafın tarihini bilmiyorum ama 1987'den önce olmalı. Çünkü henüz park yapılmamış. Arkadaki cadde yağmur yağdığında su bastığından okula gitmek için birilerinin bizi geçirmesi gerekirdi. Sonradan kocaman künklerle döşendi yolun altı ama hâlâ yağmur yağdığında yokuştan aşağı sular akmaya başlar.

Zerzavatçı amcamız at arabasıyla gidiyor arkada. Bakkallarda sebze meyve falan olmadığı o zamanlarda zerzavatçı amcadan yapılıyordu alış veriş. Pazara da gidiliyordu tabi ama kapı önüne servis bu :) Senelerce bu amca geldi sokağımıza. Çok sonraları artık kamyonetle başka biri oldu.. Derken kayboldular yavaş yavaş.. Şimdilerde arada patates soğan arabası geçerse geçer. Ama balıkçımız var neyse ki taze hamsi diye bağırıyor sokakta :)


Evimizin önündeki boş arsaya apartman yapılıyor. Artık balkona oturduğumda üstteki fotoğrafta görülen ağaçlarıma bakamayacağıma üzülüyorum. Park da yapılmış. Evdeki odamda tek başıma geçen tatiller bitmiş, oraya akşamları voleybol oynamaya iniyorum. Bu arada Ayşe, Zeynep ve Oya'yı tanıyorum :) Fırt dergisi alıp Erayinman köşesini okuyoruz. Erayinmanız :)

Karşıdan gelen simitçimiz bir alem. Simit veya mısır satıyor dönemine göre..

Akşaaam oldu kaynıyoo da kaynıııyo. Tazeee mısır kaynıyoo da kaynıııyoo. Diye şarkısı beynime nasıl yer ettiyse. Hafiften uçuk kaçık bir tip :)


Bu da geçenlerde yan komşumuzun evinden çektiğim mahalle fotoğrafı. Küçük şirin evler büyütülüp bahçeler kuşa dönse de İstanbul'da hâlâ nefes alınabilen güzel bir mahalle burası..

Ama insan geçmişe baktığında bütün o papatya tarlalarını, pazar dönüşü altında oturulup meyvalardan yenilen ağaçları, süt alınana mandırayı, üç beş araba olduğundan sokaklarda özgürce oynayan çocukları, yokuştan aşağı kaçan topun peşinde koşmayı özlüyor.. Ne bileyim, çocukluğun büyüsündendir belki de bütün o güzellik ..

15 yorum:

  1. Geçmiş özellikle çocukluk hayatın en güzel yılları...ama kara çıkamadığına üzüldüm ben tersine kar yağınca çıkardım, çünkü apartmandaki tüm çocuklar çıkardı:)ne keyifliydi kardan adam yapmak...kızak kaymak...hepsi ne kadar geride kaldı:(
    teşekkürler canım çok keyifle okudum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz daha büyüdüğümüzde biz de çıktık Müjde. Yokuştan naylonla kaymak pek modaydı :)

      Sil
  2. Bayiliyorum böyle eski fotolara bakmaya. Özellikle de Istanbul'un eski hallerini görmeye.
    Hüzünleniyor insan ama cok hos oluyor görmek.
    Iyi oldu bu paylasim...güzel oldu...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim mahalle nispeten aynı kaldı Ayşe. Kat sınırı vardı çünkü. Ama bundan sonra ne olur bilemem, kimsenin hak hukuk sınır dinlediği yok artık malum..

      Ben de seviyorum eski fotoğrafları :)

      Sil
  3. defter içinde kurumuş bir gül ...gibi birşey bunları okuyunca hissettiğim şey.
    ne çocukluğumuz kaldı elimizde,ne meyve ağaçları..zalim olan ne ,geçip giden zaman mı handan?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir şeyler geliyor bir şeyler gidiyor Mızıka, buna tamam diyebilirim ama herleyin değişmesi üzüyor beni. Keşke biz değişip dururken tutunacak dalımız olsa...

      Sil
  4. ...
    Çok tuhaf değil mi. Ben yolda yaşlı bir kadınla karşılaşsam, yürümekte zorlanan..şöyle düşünürüm hemen karşı karşıya geldiğimizde: bir zamanlar o da benim gibiydi, gençti, dinçti, yürümek iş bile sayılmazdı nefes almak gibi bir şeydi. Ancak şimdi nefes almak da yürümek de kolay değil onun için..
    Böyle düşünüp bir an yaşlılığıma uzanıyorum. Tuhaf bir his, bir gün bunun gerçekleşecek olması.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahaha, bu arada sana yaşlı falan demiyorum :) Sadece bahçede papatya toplayan çocuktan, iki çocuk annesi Handan'a uzanışın tuhaf gerçekten, yani ben öyle buluyorum zamanın geçişini..

      Sil
    2. Tuhaf değil mi Şenay... Neyse ki yavaş yavaş , alışa alışa yaşlanıyoruz. Ve ruhumuzun zamanla hiçbir alakası yok :) Onu yaşlandıracak özel bir olay olmadığı sürece senelere meydan okuyor :)

      Sil
    3. Ben de üstüme hiç alınmadım zaten, merak etme :) Dizlerim biraz yaşlansa da ruhum genç anacım :D

      Sil
  5. Nerelere daldim bilsen handan

    YanıtlaSil
  6. Bu resimlerden sonra çocukluğuna gitmeyen olmuşmudur acaba.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zamanda küçük bir yolculuk yapalım dedim Sevinç :)

      Sil