28 Nisan 2015 Salı

Boşluk-10

- Ne iyi oldu geldiğiniz Lerzan Hanım. Bu bahçeyi ilk gördüğümden beri mangal hayalindeydim. Sizin gibi hoş bir hanımın gelmesiyle de hayallerimin ötesine geçmiş oldum doğrusu.

Sözlerinden hoşlanıp hoşlanmadığından emin olamadan gülümsedi Lerzan.

-Teşekkür ederim.
-Nasılsınız? Sizin tarafta sürekli bir hareket var sanki.
-Her şeyi yeniden öğrenmek gerekince öyle oldu sanırım.
-Herhangi bir gelişme var mı?
-Hafızamda yok. Elimdeki ip uçlarıyla hayatımı keşfetmeye çalışıyorum. Fakat bulduklarım pek yabancı geliyor.
-Peki ya uyurken, rüyalarınızda falan?
-Efendim? Rüyalar mı?
- Evet, hani bilinç altına açılan kapı deniliyor ya.
-Doğrusu pek dikkat etmedim.
-Hiç görmemiş olamazsınız.
-Düşününce şimdi fark ettim rüyalarım da sadece yeni öğrendiklerimden ibaret sanırım. Tanıştığım kişiler, gördüğüm yerler.
-Sıkıntılı mı huzurlu mu?
-Nereden geldi kalınıza bu konu?
-Ah, yıllarca psikologluk yapmış birisinin bitmek tükenmek bilmeyen sorularıyla sıkmadım sizi umarım.
-Psikolog ha?
-Emrinize amade.
-Teşekkür ederim ama hipnoz falan yapıp kayıp kısımlar ortaya çıkartmadığınız sürece şimdilik psikologla bir işim olduğunu sanmıyorum. Ona anlatacak hikâyem bile yok.
-Ah, anlatacak hikâye her zaman vardır.
-Sizinkisi ne peki?
-Hımm ustaca bir manevra oldu bu. Şarap istemediğinize emin misiniz?
-Tadına baktım ama pek hoşuma gitmedi, teşekkür ederim. Su alırım sadece.
-Tabağınızı uzatın, yeni pişenlerden vereyim.
-Bak onu alırım. Hep böyle yer miydim diye merak etmiyor değilim. İştahım pek açık.

Derken gülmeye başladı

-Ha ha ha, meğer vejeteryan falan mışım, çok komik olurdu değil mi?
-Bakın o gerçekten komik olurdu.
-Neyse yine kendimi araştırmaya başlamadan sizin hikâyenize gelelim.
-Çok uzun bir hikâye değil aslına bakarsanız. Son beş yıla kadar kendisini işine adamış müzmin bir bekârken hayatımın kadınıyla karşılaştım. Zeki, çekici ve harika bir kadındı. Başından zorlu bir evlilik geçmiş. Eşi tanınmış ve başarılı bir iş adamı. Ona aşık, evinden işine işinden evine giden birisi. İdeal eş ama kıskançlıklarıyla senelerce onu yemiş bitirmiş. Hayatında kendisinden başka hiçbir şey olsun istemiyormuş. İşi, arkadaşları, hatta akrabaları, hobileri.. Çok mu detaylı anlatıyorum, sıkılmıyorsunuz umarım?
-Hayır hayır. Akşam sofralarına uzun hikâyeler yakışır. Devam edin lütfen.
- Neyse, işte yirmi beş seneden sonra bu hanım nihayet bu sevginin sevgi olmadığını anlamış. Benimle tanıştığında kendi ayakları üzerinde durmaya çalışıyordu.
- Yoksa onun psikoloğu muydunuz?
- Hayır hayır. Ama sanırım ilerleyen zamanlarda öyle olmaya çalıştım. İsteyerek değil ama bir şekilde insan sıyrılamıyor kimliğinden. O da yıllarca sorulara cevap vermekten bıktığından olsa gerek gitgide uzaklaştı benden.
-Yazık olmuş.
-Yazık oldu. Sonunda emekli olup daha önce hiç görmediğim bu küçük yere gelerek her şeyi geride bırakmaya karar verdim.
-Düzeltmeye çalışmadınız mı aranızı?
-Çalıştım ama ne vardı biliyor musunuz?
-Ne?
-O , hayatı boyunca kıskançlıktan çekmişti. Ve ben de eski eşi onunla bu kadar vakit geçirdiği için kıskanıyordum. Ondan bir oğlu olduğu için kıskanıyordum. Bu nedenle hâlâ hayatımızda olmasını da. Belli belirsiz, kendimin bile fark etmediği bir şekilde ama...
-Ama o bunu hemen anladı herhalde.
-Evet.
-Biliyor musunuz, şu halimle bile tek başıma olmayı kıskanç birisiyle olmaya tercih ederim.
-Sizi sevse ,sizinle ilgilense bile mi?
-Öyle olsa bile. Kaldı ki sevmek karşındakini bu kadar kısıtlayıp ancak belli şartlar altında gerçekleşiyorsa pek de sağlıklı bir sevgi değil o..

Gece yatağında uzanırken acaba benim eşim de kıskanç mıydı diye düşündü. Sarp Bey hikâyesini anlatırken hissettiği mutsuzluk ve isyanın sebebi bu muydu ki?





Hikâye

4 yorum:

  1. Ama çok çabuk bitiyo kuzumm :) :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok uzun olursa sıkıcı olur diyordum Çınar:-) Biraz daha uzun yaotım ama bak bunu:-)

      Sil
  2. Ayyyhhhh gene bittiiiii :((
    Soluksuz okuyunca kisa geliyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :-) Bir de ben vakit bulup da soluksuz yazabilsem Mevlüde:-)

      Sil