20 Mart 2015 Cuma

Ya Hep Ya Hiç- 3

Kalktı, bir duş aldı, üzerini giydi. Herkesin inanmaz gözlerle baktığı küçük siyah çantasını aldı yanına her zamanki gibi. Sen bir kadın olamazsın demişlerdi ilk defa turneye çıkarken.

İki saat sonra konserin verildiği şehre giden uçağa binmişti. Sabahın ilk saatlerinde otele vardığında henüz grubun gelmesine çok vardı. Odasında akşama kadar vakti nasıl geçireceğini bilemedi. Uyku da tutmuyordu.

Hayat ne tuhaftı. Zaman, su gibi akıp giden zaman, bazen, bir otel odasının içinde duruyor ve ilerlemiyordu bir türlü..  Kafasının içinde bir sürü anı belirdi geçmek bilmez dakikalarda. Büyük anların değil de küçük ayrıntıların insanın aklına takılıp kalması ne ilginç diye düşündü. İlk konserlerini hiç hatırlamıyordu da konserden sonra eve döndüğünde annesinin geç kaldığını söylerken üzerindeki giysiyi biliyordu hâlâ örneğin.

Nihayet akşam olduğunda, onların gelişlerinde karşılamak üzere lobiye indi. Kapıdan giren altı tipten biri son derece asık suratlıydı. Diğerleriyle ilgilenmeden doğru bara yöneldi. Hayran kitlesi de peşinden.

Sandra önce ekibin yanına gitti.

- Tanrıya şükür Sandra, buradasın.. Bu adamın hakkından sadece sen gelebiliyormuşsun.
- Bir daha grup nasıl bu kadar uzun süredir bir arada diye sorarlarsa gereksiz açıklamalarla saçmalamayıp Sandra sayesinde diyeceğim direk.
- Altı ayda kaç kadın geçti bilmiyoruz, adam sensiz sevgilileriyle birlikte bile yapamıyor..
- Hey, bir söz vermiyorum beyler.. Kalıp kalmamam ona bağlı.

Bara gitti. Onun biraz uzağına oturdu. Zayıflamış diye geçirdi aklından. Bu adam hiç çirkinleşmez mi diye söylendi. Kendisi hiç bir zaman güzel, çekici bir kadın olmamıştı. Eh, yollarda koştururken pek bakımlı olduğunu da söyleyemezdi.

Onun da kendisini gördüğünü fark etti. Kalkıp yanına oturdu. Hiçbir şey demeden içkilerini içtiler.. Yanıbaşında olduğunu hissetmek aylardır duyduğundan daha da özlemle doldurmuştu içini..

- Tabii ki kovmazdım seni.
- Tabii ki.
- Neden geldin o zaman?
- Çocuklar yalvardılar senden sonra.
- Hah.Çok mu çekilmezmişim?
- Öyleymişsin.
- Sen beni çekiyorsun ama..

Kafasını kaldırıp ona baktı Sandra. Ben seni seviyorum çünkü diye geçirdi aklından.

-  Mesajı aldım ben.
- Ne mesajı?
- Aylardır verdiğin mesaji.
- Mesaj falan vermedim ben.
- Aptal değilim Sandra.
- Çocuklar öyle demiyor ama diye mırıldandı gülümseyerek.
- Tamam öyleyim belki de o kadar da değil. Anladım.
- Neyi anladın?
- Sabahları senin sesin olmadan kalkamıyorum.
- Kaydedelim sesimi alarm yap.
- Ciddi ciddi bir şey söylemeye çalışıyorum burada, dalga geçme.
- ..
- Kimse senin gibi kahve yapmıyor.
- Onur duydum.
- Bu dünyada beni gülümseten başka bir Allahın kulu yok. Sessiz kalıp dinleyen bir kadına da rastlamadım . Yirmi yıldır yanyanayız bunu anlamamış olmam da hep senin suçun!
- Ne?
- Bütün o kadınların eksiklerini o kadar tamamlıyordun ki anlamıyordum bile.
- Ben ne yapıyordum?
- Sana aşık olduğumu anlamamı engelledin!
- ??
- Bir daha asla ama asla bırakmıyorsun beni anladın mı?
- Peki kadınlar?
- Ben ne diyorum burada, algı sorunun mu başladı bir anda?
- Sanırım ..Açık açık anlat bakayım bir daha.
-Sarah!
- Pek hoş bir yaklaşım değil bu ama.. dedi kahkahayla Sarah..

Pufff diyerek sımsıkı sarıldı ona adam.. Düşünü kurmaktan bile kaçınacağı bir andı bu.. Karman çorman oldu.. Geri çekildi birden..

- Sen bana aşık değilsin Bee.
- Ben sana ne?
- Ben senin için çekici bile değilim.
- Kadın, bir sussan ne güzel olacak diyerek sarıldı ona yeniden...
- Ama.
- Şş, sus dedim sana..

2 yorum:

  1. Diyaloglara bayildim. "Sen bana asik degilsin bee" derken ki durumu kesfedebildim ama :D

    YanıtlaSil