14 Ocak 2015 Çarşamba

Sabah Şöyle Oldu

Sabah altıya çeyrek kala Bilgiç'in ateşi yükselince yine,üstündekileri çıkarttım, kolonya, ıslak bez uygulaması yaptım,  kahvaltısını şimdiden yaptırıp bir hap vereyim dedim. Tostunu hazırlamadan saatin alarmını kapatayım diye gittiğimde bir baktım saat beş:-)  Nasıl yani? Uyku sersemi kolumdaki saatin ileri olduğunü unutmuşum meğer. İyi Metehan'ı da uyandırmadım o saatte:-)

Neyse, sabahın beşinde apartmandaki tost kokusunun sebebi benim:-)

Beş buçuktaki bulaşık sesinin de . Ama napalım gecenin onikisinde sinir bozucu piyano antremanlarını dinlemek zorunda kalan da benim, kimse kusura bakmasın.

 İlacı alan Bilgiç uyumaya başlayınca - ki bu arada abiyi de uyandırmayalım diye salona taşınmıştık- ikili koltukta iki büklüm yarım saat daha kestirdim.

Sabah dejavu şeklinde yeniden tost, çay, kahvaltı. Ateşi düşen oğluşu vitamin takviyesi ile okula gönderme.

Tam o sırada elektrik kesilmesin mi... Ama ama, benim evim süpürülecek, akşam çocuklar cips yedilerdi hep, sonra yemeğim fırına sürülecek.. Hay ben senin Murphy...

Neyse fazla sinirlenmeden gidip yattım. He canım gece salonda kendime uzanacak kadar yer açmak için kaldırdıklarım dışında ütülenmiş çamaşırlar her yerde, mutfakta daha bir b plânı gerekiyor ve ben gidip yattım. Her zaman derim, misafir karşısında zombi gibi durmanın bir alemi yok..

Kalktım, Bilgiç'i okuldan almaya gittim. Şansıma da hep evde olan babamız iki gündür olmadığından abuk yerdeki okula iki gündür taksi ile gidip gelmekten bi hal oldum..

Eve döndüm ve saat onbire gelirken motorları çalıştırdım...

Elektriğin öğlene kadar gelmeyeceğini öğrendim apartmanın kapısındaki nota baktığımda.. Fırında beşamel soslu et hemen et ve patates kızartmasına döndü. Güllaç soğusun diye buzdolabı yerine balkona atıldı. Sonraki iki saat hakkında hatırladığım başka bir şey yok.

Haa, bu arada karın ağrım da başlamasın mı. Bingo:-)

İşte böyle, şu an ayaklarımı uzattım. Bilgiç de yanımda akıl oyunları dergisine bakıyor. Ateş hafif hafif otuzsekizi aşmaya başladı yine. Kırka ulaşmadan düşer bu sefer umarım.

Yarın sabah bir sınavı daha sınavı var. Bu hafta dersler de yığılmıştı ama şimdi geremeyeceğim kendimi.

Haftaya, haftaya bu zamanlarda huzurlu ve tembel bir şekilde keyif yapıyor olmanın hayalini kuruyorum yalnızca. Onu da pek kurmamaya çalışıyorum gerçi, hayal kurmaya gelmiyor anacım.

Bu arada, hepinize güzel dilekleriniz için teşekkürler. Kocaman öpücükler.

Şimdi akşam yemeği hazırlama zamanıdır:-)


7 yorum:

  1. Ben okurken yoruldum vallahi.. Sen nasıl sakin bir kadınsın böyle :)) O elektrik kesintisi olduğu anda ben kafayı yiyip bilumum heryere telefon açmış öğlene kadar başımı şişirmiştim ve misafirleri komalık karşılamıştım :)))
    Koca kuzuyu da öpüyorum ve yeniden geçmiş olsun diyorum.

    YanıtlaSil
  2. Geçmiş olsun, üzüldüm. Bir yandan sınavları varken..
    Sana kolay gelsin, anne olmak zor :D

    YanıtlaSil
  3. yavrum (bu minik olanına) nefret ederim o ateş işinden , perişan oldu çocuk geçti geçti ,

    Sana söylenecek tek laf var ya da bir haykırış oyyyyyyyyyyyyyyyyy....
    Ben o murphy 'i bir bulsam ?????!!!!

    any

    YanıtlaSil
  4. Handan'cim çok geçmiş olsun hem oğluşuna hem de sana.. Dikkat edin kendinize.. Bu arada süper kadinsin süper:)

    YanıtlaSil
  5. Bol bol söylendim ama Şebnemcim :-)

    Anne olmak zor gerçekten de Şenay, ilaç verirsin vermese miydim, vermezsin verse miydim derdi başlar. Boğazı ağrıyor diye bin türlü şey içirirsin sonra da midesi mi kötü olur mu korkusu başlar :-)

    Bir bulsam Any, bir bulsam:-)

    Teşekkürler Hamiyet:-)

    YanıtlaSil
  6. gerçekten mi:) iyi fikir:) çok haklısın:) bayıldım:) öpüldün :)

    YanıtlaSil