30 Kasım 2014 Pazar

Küçük Piknik Kaçamağı :)

Metos dün okuluyla yürüyüşe gidecekti. Cuma akşamı iptal olduğunu duyup üzüldü. Ben de yılbaşı süsü yapmak için dal aramaya gitmek istiyordum. Oğluşum dedim hadi birlikte koruya dal aramaya gidelim, yanımıza yiyecek bir şeyler de alıp piknik yaparız.

Gerçi sonra öğle yemeği için cazip bir teklif alınca piknik iptal oldu ama hemen alternatif plân üreterek çay keyfine çevirdim işi. Pastaneden en sevdikleri mini sufleleri alıp çayımızı da termosa doldurduk. Metos arkadaşı Arda'yı da çağırmayı düşünüyordu Arda ondan önce davranıp aradı. Sonuçta üç yakışıklı delikanlıyla koruya gittik :)


Kalın dal parçalarına ihtiyacım olduğundan yere düşenler işime yaramayacaktı. Ağaçtan kopartmak da istemiyordum. Daha yolumuzun başında kırılıp devrilmiş bu ağacın bizi beklediğini görüp mutlu oldum :) Çocuklar bayağı uğraştılar kopartabilmek için. Sonunda başardık :)


Yürüyüşümüze devam ettik sonradan. Kediler ve kedi yavruları Adile Sultan Kasrı'nın çevresindeydiler. Hababam sınıfını aratmayacak gürültüyle oradan geçerken her kedi yavrusuna saldırdı bizimkiler. Ağaca çıkanlar da dahil :)


Biraz daha ilerde bizimkilerin ağacına ulaştık. Kendileri gezmeye geldiklerinde bu kocaman ağacın tepesine tüneyip cips falan yiyorlarmış :) Güzel ağaç bize de köklerini açtı. Rahat koltuklarımıza gömülüp çaylarımızı içtik. Hava da o kadar güzeldi ki. Sabah esen soğuk rüzgâr durmuş sakin ve ılık bir hale bürünmüş. Üzerimdeki ağacın dallarına baktım sonra da çevreme.. Sonra aklıma geldi bu koruyu belirli bir zümrenin elinden kurtarıp herkese açacağız diye abuk subuk konuşan insanlar.  Kol kola giden orta yaşın üzerindeki çift, yine orta yaş üstü koşan bir amca, yan yana dolaşan daha genç çiftler, torbalarını almış ot toplayan teyzeler...Belirli bir zümre !

Bilgiç, etrafı kameraya alacağım anne, ilerde burası değişirse göreceğimiz yeşil kalsın dedi. İçim cız etti...

Neyse... Hüznü bir kenara bırakarak bugün hâlâ elimizde olana şükredip, Allah bu güzel ağaçları gözü dönmüş insanların elinden kurtarsın diye dua ederek günümüze dönelim.


Hepinize tavsiye ediyoruz, hava soğuk demeden sıkı sıkı giyinip çıkın dışarı çocuklarınızla :)


Otların arasında ne göreceğiniz hiç belli olmaz :)


Yapraklarla harika oyunlar oynanabilir.


Bir de akçaağaç çıkarsa karşınıza, yapraklarından sıyrılmış, tohumlarıyla baş başa kalmış. Çekinmeyin toplayın o tohumları. Ayırıp bir bir verin eline çocukların. Atıp havaya izleyin birlikte döne döne yere düşmelerini.

Doğa çok güzel, çok cömert ve çok eğlenceli :)

Günaydın.

Doğayla birlikte olduğunuz , huzurlu bir güne açılsın sabahınız..

9 yorum:

  1. Soğuk havada doğa yürüyüşüne bayılırım, ne iyi yapmışsınız :))

    YanıtlaSil
  2. Gunaydın canım.yazını zevkle okudum.resimleri cok guzel cekmissin yine.banada her zaman örneksin anneliginle.

    YanıtlaSil
  3. O kadar iyi geldi ki Şenay:-)

    Günaydın Mehtap:-) Teşekkür ederim:-)

    YanıtlaSil
  4. Bide iki gun once parkta ağaç dalları gorunce aklıma sen geldin.ķızıma toplayalımda evde boyayalım dedim ;)gecen yıl bu fikri senden ögrenmistim.

    YanıtlaSil
  5. :-) Bu sene bir mağazada ağaç dalları uzundan kısaya kesilerek yapılmış yılbaşı ağacı gördüm. Kırk lira civarındaydı. Ben de yaparım bunu ne olacak diyerek işe giriştim Mehtap. Can gelsin, dalları uzundan kısaya testereyle kesip hazırlayacağız. Eski dallarım duruyor zaten, evden hiç kaldırmadım, hoşuma gidiyorlar:-)

    YanıtlaSil
  6. Ohh ne tatlı :) Doğayla olmanın zevkini başka hiçbir şey vermiyor.

    YanıtlaSil
  7. Vermiyor Burcu, doğa insanı sarıp sarmalıyor güzelliği ve huzuruyla:-)

    YanıtlaSil
  8. ne iyi yapmışsınız ben de soğuk demeyip yürüyorum açık havada en sevdiğim zamanlar :)

    YanıtlaSil
  9. Soğukta yürümek sıcakta yürümekten iyi Bahar:-)

    YanıtlaSil