25 Eylül 2014 Perşembe

Ada Vapuru Yandan Çarklı

Dün Saliha Teyze'yi uğurlamak üzere Heybeli Ada'ya gittik.

Ne zamandır istiyordum adalara gitmeyi, böylesi kısmetmiş. Ertelememem gerektiğini anladım bu vesileyle.

Kimse de ertelemiyor anladığım kadarıyla ki vapur nasıl doluydu. Hafta içi ve sonbahar olduğundan hiç beklemiyordum böyle bir şey.


Kadıköy'den Heybeliada'ya bir saat sürüyor vapur yolculuğu. Ama hiç anlamadan vardık diyebilirim. Seyyar satıcıları görmeyeli bayağı olmuştu. Limon sıkanlar, kavun soyanlar, haritacı, gecelikçi. Hele soyma bıçağı satana gidip kardeş bıçak değil ama şu soyduklarını versen de akşama bir türlü pişirsem demek aklımdan geçmedi değil.

Sonunda iskeleye vardık. Adaya en son ne zaman gittiğimi hatırlamıyorum bile. Ne kayıp...


Adım atar atmaz fotoğraf makinamın yanımda olmamasına üzüldüm. Evler, çiçekler, her şey harika gözüküyordu. Yavaş yavaş yokuş çıkarken dayanamayıp cep telefonuma sarıldım artık:-)









Dün bu ışıl ışıl sonbahar havasında Düşler filmindeki su değirmenleri köyü geldi aklıma.( Hâlâ izlemediyseniz buraya) Uzun bir ömrün ardından küçük bir kutlamayla yolcu ettik sanki Saliha Teyze'yi.



Bu harika manzaranın koynuna bıraktık , geldik..

Dönüşte telefonumuz çaldı. Bebek haberi aldık..

Hayat..

O çılgın ritmini sekmeden yerine getiriyordu...

Gidenler, gelenler...

Yaşamak sadece doğmakla olmuyor tabi...

Bizim de üzerimize düşeni yapmamız gerek.

6 yorum:

  1. Bir can giderken bir can geliyor hayatın döngüsü bu.. Mekanı cennet olsun gidenlerin ve gelenlerin ömrü umutla mutlulukla geçsin.

    YanıtlaSil
  2. Bazen İstanbul da yaşayanları kıskanıyorum. Ama trafiği gelince aklıma vazgeçmiyor. Yine de yaşanılan bir yer.

    YanıtlaSil
  3. Heybeli ada , gerçekten de çok güzel bir yerdi .... Yürüdüğün yollardan bende yürüdümmmm :)) keyfiniz bol olsun canım benim

    YanıtlaSil
  4. Amin Hamiyet.

    Yine de güzel İstanbul Kadriye. Her ne yapsalar da hâlâ inadına güzel. Ama daha ne kadar dayanır bilmiyorum.

    Güzeldi değil mi Nesrin, teşekkürler canım.

    YanıtlaSil
  5. Ben Ankara'ya gelince o soyma bıçağından almadığıma o kadar pişman oldum ki....
    Heybeliada denince aklıma sukunet geliyor sevgilerimle

    YanıtlaSil
  6. Aslında sırf o satış performansı için bile almalıydık Sertaç, fena da gözükmüyordu:-)

    Evet arabasız olmasından mıydı nedendi, çok huzurluydu gerçekten de.

    YanıtlaSil