25 Temmuz 2014 Cuma

Day 1 - Covent Garden

Yanına kalmaya gittiğim arkadaşım Zehra bana şuraları gör diye bir liste yaptı. Biz de Bilgiç'le gezebildiğimiz kadar gezdik. Sanki bir haftada çok yer gezilirmiş gibi geliyor ama gittiklerimizi bile tam bitirebildiğimizi söyleyemem.

İlk gün ilk durağımız Covent Garden'dı. Cıvıl cıvıl çok eğlenceli bir yer. Metroda unuttuğumuz çantanın burukluğunu bile unutturdu bize...

Şurada harika fotoğrafları var, ben o kadar çekmemişim.


Metrodan indiğimizde bu caddeye çıktık. Her tarafta heykel gibi duran, para verdikçe hareket eden ya da fotoğraf çektirilen insanlar vardı :) Ki hemen her meydanda gördük bu gösterileri. Hepsini de keyifle izledik.


Telefon kulübesini gören Bilgiç, anne benim onunla fotoğrafımı çekmelisin diyerek hemen ona koştu :)


Covent Garden (Allahım sonunda ismini öğrendim. Sürekli unutuyordum orada:) sebze meyve pazarı olarak kurulmuş vakti zamanında şimdi dolaşması çok keyifli dükkanlar ve tezgâharla dolu. Mest olmuş biçimde dinlerken çekmemişim ama (Yukarıdaki linkte var) alt katta bir köşede sürekli birileri şarkı söylüyor. Akustik de çok güzel :)


Bu da benim de çok hoşuma giden bir oyuncakçı. Sanki zaman tünelinden geçmiş gibi oluyorsunuz içine girince. Benjamin Pollok's Toyshop'da öncelikle kartondan modeller var. Ayrıca bize çocukluğumuzu hatırlatan bir çok küçük ayrıntı :) (Bknz)


Bilgehan'ın kendinden geçtiği yer. Sağ alttaki fotoğrafın sağ üst kısmındaki karta bakarsanız (İskâmbil kartı kadar yaklaşık) askerlerin ne kadar minyatür olduklarını anlarsınız :) Dayıları bizimkilere de almıştı, bu minicik şeyler önce boyanıyor ki bayağı ustalık gerektiren bir iş. Sonra da kutu oyunu gibi oynanıyor. Biz bir şey almadık daha boyanacak olanlar var evde diye, ama ağabeyimizin aldığını öğrenince bayağı bozulduk. Oyyy, iki arada bir derede kalmaktan bir hal oluyorum valla :)


Etraf renk cümbüşü, kendinden geçmemek mümkün değil :)


Satın almadım ama bu tabela bence harika :) Herkes evinin bir köşesine asmalı :)

Karnımızı doyurduktan sonra Transport Museum'a rastladık.Eskiden çiçek pazarı olan bir binaya kurulan bu müze ikimizin de çok hoşuna gitti... O da bir sonraki yazıya kalsın, düzenlemem gereken çok fotoğraf var zira :)

4 yorum:

  1. o son resim var ya, işte benim hayat düsturum. ben de hep "bu hayattaki misyonum toz almak değil" derim. izninle o resmi kopyalayıp face'de paylaşıcam
    çenebaz

    YanıtlaSil
  2. Ha ha ha, paylaş tabi Çenebaz, yürekten katılıyorum sana:-) Zaten dünya bir gaz ve toz bulutundan oluşmuşken boşa bir uğraştan başka ne olabilir ki bu iş:-)

    YanıtlaSil
  3. Bilgiç o telefon kulübesinde süpermen niye olmadi ?

    YanıtlaSil
  4. Pelerinimiz kaybettiğimiz çantada kaldıydı ondan herhal İnya :-)

    YanıtlaSil