26 Şubat 2012 Pazar

Balıkçı Kral

20 yıl önceydi. Şubatın 29 u. Büyülü bür gündü. Bölük pörçük hatırlıyorum şimdi. Unuturum ben her şeyi. Öyle hayatta kalıyorum. Ama güzeller de gidiyor bazen diğerlerinin arasında.

21 yaşımdaydım henüz. Ne güzel yıllardı.

Otobüs için bilet almaya gittiğimde zorla bozuk para bulmuştum, bilet satan adam, olsun eksik de kalsa verirdim bileti demişti... Vapur iskelesi silinmiş , orada da beni şaşırtan birşey olmuştu oysa. Can'la Beyoğlun'da bir sinemada bu filme gitmiştik. Fitaş mıydı orası? Hani Taksim'den girişte hemen sağ tarafta olan. Onu bile unuttuğuma inanamıyorum. Film uzun, seanslar arasında yeterli zaman kalmamış olunca biz daha salona girerken ilk on dakikasını kaçırmıştık. Bütün sinema alkışla protesto etmişti - şimdi 40 dakikalık reklâmları dut yemiş bülbül gibi bekliyoruz oysa- ve yeniden başlatmışlardı. Diyorum ya minik mucizelerle dolu büyülü bir gündü o gün. Dört yıl beklediğimize değmiş gibi....

Dün gece televizyonda rastladım Balıkçı Kral'a. Onun da bir çok sahnesini unutmuşum kendimi unuttuğum gibi. Hem mutluluk hem hüzünle seyrettim. Bir sinema salonunda oturan 20 sene önceki Can ile Handan'ı görmeye çalışarak seyrettim. Yüreğimde bir sıcaklıkla seyrettim.

Ağladım...

Mutlu sonla bitiyordu oysa.

Sanırım ben artık mutlu sonlara daha çok ağlıyorum...

11 yorum:

  1. Garip gelir bana da bazen ve cok düsündügüm olmustur 'unutmak mi yoksa hatirlamak mi daha cok aci verir insana?' diye. Tabii bu o hatirladigin seye de bagli elbette... ama cok tanidik geldi yazdiklarin okurken. Ben de bunu hatirlarken hüzünlendim simdi ve unutmus olduguma sevindim...

    kucakliyorum seni...

    YanıtlaSil
  2. Cok severim, yani o kadar cok severim ki, yorumlar yetmez. mesela surasi:

    http://www.youtube.com/watch?v=wN3bcE7ldHg&feature=related

    It begins with the king as a boy, having to spend the night alone in the forest to prove his courage so he can become king. Now while he is spending the night alone he's visited by a sacred vision. Out of the fire appears the Holy Grail, symbol of God's divine grace. And a voice said to the boy, "You shall be keeper of the grail so that it may heal the hearts of men." But the boy was blinded by greater visions of a life filled with power and glory and beauty. And in this state of radical amazement he felt for a brief moment not like a boy, but invincible, like God, so he reached into the fire to take the grail, and the grail vanished, leaving him with his hand in the fire to be terribly wounded. Now as this boy grew older, his wound grew deeper. Until one day, life for him lost its reason. He had no faith in any man, not even himself. He couldn't love or feel loved. He was sick with experience. He began to die. One day a fool wandered into the castle and found the king alone. And being a fool, he was simple minded, he didn't see a king. He only saw a man alone and in pain. And he asked the king, "What ails you friend?" The king replied, "I'm thirsty. I need some water to cool my throat". So the fool took a cup from beside his bed, filled it with water and handed it to the king. As the king began to drink, he realized his wound was healed. He looked in his hands and there was the holy grail, that which he sought all of his life. And he turned to the fool and said with amazement, "How can you find that which my brightest and bravest could not?" And the fool replied, "I don't know. I only knew that you were thirsty."

    YanıtlaSil
  3. simitle kahvaltı çok güzel afiyet bal şeker olsun komşum yarasın

    YanıtlaSil
  4. Ben de seni kucaklıyorum Ayşecim, neyse unutmadığımız bir dolu güzel şey var daha :D

    Evet evet, o kısmı harika Evrencim.

    "Ben sadece senin susamış olduğunu biliyordum...."

    Sağol ama çok da yaramasın Gülüm :)

    YanıtlaSil
  5. Beni de ağlatacaktın az kalsın Handan. Aynı şeyleri ben de hissediyorum bazen, küçücük bir şey alıp beni de götürüyor seneler öncesine. İçim burkuluyor. Allah izin verir de 60 yaşımızı görürsek o zaman ne yapacağız bilmem :P

    YanıtlaSil
  6. Yıllar sonra aynı filmi, aynı adamla izlemek; mutlu son bu olsa gerek.

    YanıtlaSil
  7. Mutlu sonla bitiyordu ama güzel anıların çabucak bitişine ve yılların haşince geçişine götürdü seni. Göz yaşları ondan...
    :( Ben de bir fena oldum benzer anılarımı düşününce...

    YanıtlaSil
  8. Ne guzelll. Eskiyi gormeye calisarak seyredip kocaman gulumseyip o sicakligi hissedebilmek. Bazi seyleri unutmazsak kendimiz olamiyoruz ne yazikki.

    YanıtlaSil
  9. Kırklar mı böyle mi hissettiriyor yoksa,var bende de benzerlikler...Mutlu sonlara ağlamak gibi ...

    YanıtlaSil