?

Yıllardır ben konuşur dururum da sana sormayı unuttum:

Söylesene hayat, sen ne istiyorsun benden?

Seyirlik

Bu hafta Can'la kendi sinema (ev sineması) günlerimizi yaşıyoruz.

Önce "Sudaki Kız"ı izledik.
Shyamalan'ın daha sonra yaptığı hiç bir filmi 6. His'in yarattığı etkiyi yaratmasa da masalımsı, keyifle izlenen bir filmdi. Gerçi sanırım artık sürekli şaşırtmaya çalışılan filmlerden sıkıldım. Zaten şaşırtılmayı beklediğiniz için bir esprisi de yok gibi. Yine de Can film boyunca yaptığı tahminlerle beni çok eğlendirdi :)

İkinci gün "Beyaz Ejder" vardı sırada. Kafa dağıtıp eğlenmek için güzeldi. En son bu tarz Kung Fu Sokağını seyredip çok gülmüştük. Bu da bir iki uçuk espriyi saymazsak onun kadar hoştu. Aslında biraz Beyaz Dizi havasındaydı bile diyebilirim :)

Dün akşam da uzun zamandır seyretmek istediğim "Kayıp Nişanlı"yı izledik. Film çok güzeldi. Görüntüler de harikaydı.(Şuradan bakabilirsiniz)
Sabah zor kalksam da buna değdi :)

Not: Afişlere tıklarsanız filmlerle ilgili daha çok bilgi bulabilirsiniz.

Not2: Günaydın :)

Bayram

Geçen gün yükleyemediğim fotoğrafları merakla beklediğinizi bildiğimden hemen bu eksiği gideriyorum :)
Günaydın herkese.
Bu gösterilerden bir kesit.Bu da yerinde duramayan Bilgehan :)
Bizimkiler ciddiyetle uçurtma işindeler. (Bu arada babanın hışırı çıkmakta o ayrı :)

En soldaki afacan bizimkisi :)


Ne yazık ki yanıma büyük fotoğraf makinamı almamışım, oysa gökyüzü uçurtmayla kaplıydı rengârenk.


İyi ki doğdun Emel .
Nice güzel yıllara.
(Yarencim, annen koşuşturmalarda belki fark etmez, sen ona gösterirsin artık :)

Temizlik


Ne varsa iç bunaltan, can sıkan, süpürün gitsin :)

Günaydın.

Ferah, pırıl pırıl bir güne açılsın sabahımız...

Bayram

Aslında biz bayramı bir gün önce kutladık. İlk olarak ailece Asteriks e gittik. Filmin en önemli özelliği, ilk defa iki kardeşin de gitmek istediği film olmasıydı. Bu fırsatı keçırmadan hep beraber gidelim diye düşündük.

Ardından aldığımız yiyeceklerle Bostanlı sahiline ulaştık. Bir yandan piknik yapıp bir yandan uçurtma uçurmaya çalıştık. Normalde Can koskocaman uçurtma yapmayı sever. Hatta bir keresinde öyle uçurmuştu ki ipini toplayıp yere indirmesi iki saati bulmuştu. Ben küçükken yaptığımız şeytan uçurtmalarını daha çok severim. Uzayda bir noktayı görmeyi çalışmaktansa yakındakini uçurmaya çalışmak daha eğlenceli gelir hep. Bu sefer hazır bir uçurtma almıştık. Gökyüzündeki yüz küsür uçurtmaya inat bizimkisi serseri mayın gibi dolanıp hepimizi güldürdü :D

Şansımıza oturduğumuz yerin yanında gösteriler başladı. Bilgehan'ın dayanma sınırı boyunca 3 yabancı topluluğun gösterilerini izleme fırsatı bulduk. Zaten ikinciden itibaren bizimkisi de attı kendisini sahneye. Eh ne yapalım, onun bayramı :)

Akşam eve vardığımızda tuş olmuştum artık:)

Dün mü? Evde sakin bir gündü. Yalnız bayram diye jelibonlu şeker yemesine izin verdiğim çocuklar için biraz şeker bayramı havasına ulaştıysak da, olsun, çocuk bayramında da şeker olmazsa ne zaman olacak?

Not: Bu yazı fotoğraflarla süslenecekti amma velâkin makina Can'da kalmış. Fotoğraflar sonra gelir artık.
Not2: Yok böyle bir not , diğeri yalnız kalmasın diye yazıyorum:)

23 Nisan




Hepimizin içinde küçük bir çocuk varsa.

Hâlâ umut var demektir.


Bayramımız kutlu olsun.

yonca

üzgün
kırgın dargın
kapana kısılmış gibi
hissettiğim bir günümde
gözüme ilişti pembe çiçeklerin
duvarın üzerinde
sen
iki taşın arasında
daracık yerden
meydan okurken herkese
benim ne bahanem olabilir
bu
alabildiğine genişlikte....

Halide Karamahmutoğlu
Pervaneler

Bu sabah annemin güzel şiiri ile günaydın demek istedim :)

Günaydın herkese :)

Fotoğraf


Ne dersin, biz hâlâ fotoğraftaki kızlar mıyız? Yoksa farklı mıyız? İçimizde küçük bir parça mı saklı onlardan? Yoksa küçük bir parçası mı değişmiş sadece?

İlk adımı birlikte attık yaşamaya. Neler umduk, nerelere geldik.

Biriniz bile olmasa nasıl olur hayat bilmiyorum. Uzaklarda olsak da, görüşemesek, konuşamasak, kendi koşuşturmalarımızda kaybolsak da bir yerlerde olduğunuzu bilmek güzel. Telefonumda haftaya oradayım buluşalım mesajı görmek güzel. Ben geldim,hadi kızlar gelin diyebilmek güzel. Hâlâ telefonu kapatamadan saatlerce kıkırdayabilmek güzel. Sadece Handan olmak güzel. Çünkü dünya bir nebula halindeyken, kimsenin annesi, eşi, şefi, yardımcısı değilken, merkezde bir tek biz vardık :)

.


Toprağın üzerine düşen gölgeyiz sadece.

Tak Tak Takıntı

Ben küfürlere gülemiyorum. Hareket çekmelere de gülemiyorum. Arada gülebileceğim şeyler çıktı tabi ki ama sinir olmuştum bir kere .

Sonuç kısmındaki fikir güzeldi. Gelgelelim onu da gözümüze o kadar sokmuşlardı ki.

En son su, şeker, gıda boyasında sıkılmıştım bu kadar.

Ama siz bakmayın bana yine de, millet kırılıyordu gülmekten...

Güüünaydınnnnn....


Hastalara şifa, dertlilere deva, açlara sıcacık yemek, öğrencilere zihin açıklığı, çalışanlara enerji, annelere sabır, çamaşır asanlara rüzgâr, cam silenlere güneş, ağlayanlara mendil, uykusuzlara yastık, kafasını kuma gömenlere akıl fikir diliyorum :)


Haydi, derin bir nefes alalım yepyeni güne karşı. Sonra bırakalım tüm sıkıntıları nefesle birlikte...

Not: Denize girmeyiniz, aksi halde üşütmelerden ben sorumlu değilim valla :)

...

Gördüm zannettin.

Duydum zannettin.

Bildim zannettin.

O ben değildim...

Çığlık

İçine dolup seni sıkan ne varsa, at dışarı.



AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA!!!!!!

Aaa

Bu blogger Türkçe olmuş .

Soluksuz

Hep konuşuyoruz. Havalar, sular. Çocuklar. Hiç boşluk bırakmıyoruz. Susmamak gerek.

Hep bir yerlere yetişiyoruz. Ya da aklımız bir yerlerde oluyor. Gözümüzün önündekini fark etmeden geçiyoruz.

Hep yorgunuz. Durup dinlenmeye hiç vaktimiz yok. O kadar çok şey var ki yapacak. Ooooo...

Hep kalabalıklara karışıyoruz. Ben, sen, biz, siz...

Koşu bantındayız sanki, bir an dursak, düşeceğiz...

Collective Soul - ...

Doğru Söze Ne Denir

"Bencillik, insanın istediği gibi yaşaması değil, başkalarının kendi istediği gibi yaşamasını istemektir."
Oscar Wilde

Acaba

Meyve sularının yeni kapaklarını dizayn ederken " Evet evet, dibinde hep biraz kalsın, dökemeyip sinir olsunlar. Ni ho ha hayt!" diye mi düşündü sadistin biri ?

Günaydın

Sağlıklı, huzurlu, ışıl ışıl bir haftaya açılsın sabahımız.

Ben güzel bir haber bekliyorum umutla. Dua ediyorum. Bir yanım o çok güçlüdür diyor. Diğer tarafımda "korku" beliriyor ansızın. Onu kovalıyorum.

Zu, seni seviyorum.

Biz neler neler atlattık.

Bu da geçti geçti...

Any'ye özel not:Geçen hafta "Çok şükür" dudaklarımdan kendiliğinden dökülmüştü biliyorsun canım. "Çok şükür" bitti herşey. Seni seviyorum. Bundan sonra yaşgününle birlikte bugünü de kutlayalım olur mu?

.

Yıllara böldük... Aylara... Haftalara... Günlere... Saatlere...

Küçülttükçe küçülttük.

Sonra birer birer harcadık hepsini.

.

İnsanoğlu nasıl kör olabiliyor. Ve sağır. Bütün sesleri terk edip susabiliyor. Ve taşa dönebiliyor deli dolu yaşaması gerekirken.

Farkına bile varmıyor üstelik.

!

Bir sabah uyandım ki kendimi kaybetmişim.

Pek Hamaratım :)

Öğlenleri Metehan eve geldiğinde, onun sevdiği tarzda şeyler yapmayı seviyorum. Dün de gazetelerin verdiği tariflerden birisini beğendim. Ama kendime göre değiştirdim. Patatesi haşlayıp, yumurta, tuz, karabiberle karıştırarak hamur yaptım. (Aslında maydonoz da toplamıştım bahçeden ama onu katmayı unutmuşum ne yazık ki) Tarifte arasına haşlanmış jambon, yumurta falan koyuyordu. Ben soğanlı domatesli kıyma kavurdum. Bir kabı yağlayıp unladım. İçine patatesli hamurun yarısını yaydım. üzerine ince doğradığım sosisleri dizdim.(Çocuklara sosisli dediğimde yenilme oranı artacağından:) Kıymadan yaydım. Hamurun kalanıyla kapattım. 180 derecede 45 dakika pişirdim.

Şöyle birşey oldu.




Not: Tarifi anlamayanlar yemek sitelerini dolaşsın, ben anlamam o kadar tarif yapmaktan. Ölçüm ayarım yoktur :)

Not2: O şey nefis kokarken kendime ne yaptım dersiniz? Teflon tavada, yağsız ızgara yapılmış kabak :)


Yok canım, sevdiğimden yaptım. Ya gerçekten. İnanmayan Berişe sorsun, seviyorum ben kabağı, tı tı tı..

Not3: Bu gün yaşasın cuma, gülümseyin :)
Paul Simon and Gar...

Oyna- Öğren

Benim gibi 67 ilde kalmış olanlar için ideal bir oyun buldum. Şu adresten ulaşabilirsiniz. Ben "il Bulmaca3" ü indirdim oynuyorum. En son 40 ili yanlışsız bildim. (3 ille başlamıştım:) Dağlar, akarsular da var. Şehirleri bitireyim onlara geleceğim :)

En kolay oynarken öğreniliyor.

Bir zamanlar iş yerinde klavyeler q dan f e çevrilmişti. O zaman havadan süzülen harfleri yakalamaya çalışırken alışmıştık yeni klavyeye:)

Zaten ingilizceyi de bilgisayar oyunlarını anlamaya çalışırken söktüydüm:)

Tamam tamam , konu uzadı biraz, bakmayın öyle. Gidin, oynayın, öğrenin işte...

Dünyanın En Güzel Annesine



Acaba bugün ne yazsam diye ekrana umutsuzca bakarken annem aradı. Yazacak birşeyler bulmaya çalıştığımı söyleyince "Ben, o damla fotoğrafının büyük halini istiyorum" dedi. Aslında mesajı dün vermişti bana ama aynı fotoğrafı peşpeşe basmak istememiştim. Gelgelelim, işin içinde annem olunca onu reddetmek ne mümkün :)

Başlıktan da anlaşılacağı gibi, bu nefis damla taşlı kolye annem için :)

Efendim? Herkesin annesi kendisine güzel mi? Yok öyle birşey :D

Herkese günaydın. Işıl ışıl bir güne açılsın sabahımız.

Just For Today

Haydi mola verelim ne yapıyorsak. Arkamıza yaslanıp, bu güzel şarkının tadını çıkartalım.

george harrison ju...




Zehra'nın isteği üzerine arkamıza yaslanacak koltuğu eklemiş bulunuyorum. Modeli beğenmeyenler, resme tıklamak suretiyle istedikleri koltuğu seçebilirler :)

Su Damlasındaki Dünya


Bu sabah,

Sadece dur ve bir bak dünyaya.

Sanki sen değilmişsin gibi,

Sokakta oynayan küçük bir çocuk ol

Sırtında yılların yüküyle adımları ağırlaşmış bir yaşlı ya da.

Bu sabah

Farklı düşün herşeyi

Çocuksan anne gibi

Anneysen çocuk

Sevgilin gibi

Belki de öğretmenin.

Bu sabah

Bir su damlasından bak dünyaya


Çok farklı görebilirsin...